18-10-2008, 19:20
ARKADAŞLIĞA DAİR..
ÇILGIN TÜRKLER KİTABINDAN BİR ALINTI;
Savaşin en kanlı günlerinden biriydi.
Asker en iyi arkadaşinın az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
insanın başinı bir saniye siperden çikaramayacagi bir ateş altındaydılar.
Asker teğmenine koştu hemen:
- Komutanım, bir koşu arkadaşimı alıp geleyim mi?
'Delirdin mi?' der gibi baktı teğmen...
- Gitmeğe değmez oğlum, arkadaşin delik deşik olmuş. Büyük ihtimal ölmüstür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın!
Ama asker o kadar israr etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı.
- Peki, dene bakalım!
Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri; arkadaşinın yanına kadar gitti, yaralı arkadaşinı sırtladığı gibi taşidı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.
Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış askere döndü:
- Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim? Bu zaten ölmüs...
- Değdi Komutanım, değdi! dedi asker.
- Nasıl değdi, arkadaşin zaten ölmüs, görmüyor musun?
- Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşiyordu...
Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için...
Ve, hıçkırarak, şehit olan arkadaşinın son sözlerini tekrarladı:
'Geleceğini biliyordum!'
GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!
Kalbimizde 'arkadaşlık' denilen bir mucize var. Nasıl olduğunu, nasıl başladığını bilemezsiniz.
Ama bunun özel bir armağan olduğunu, Allah'ın bir lutfu olduğunu bilirsiniz.
Gerçekten de arkadaşlar nadide mücevherlerdir.
Yüzünüzü güldürüp, başarmanız icin cesaret verirler.
Sizi dinlerler ve kalplerini açmaya hazırdırlar.
ÇILGIN TÜRKLER KİTABINDAN BİR ALINTI;
Savaşin en kanlı günlerinden biriydi.
Asker en iyi arkadaşinın az ileride, kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
insanın başinı bir saniye siperden çikaramayacagi bir ateş altındaydılar.
Asker teğmenine koştu hemen:
- Komutanım, bir koşu arkadaşimı alıp geleyim mi?
'Delirdin mi?' der gibi baktı teğmen...
- Gitmeğe değmez oğlum, arkadaşin delik deşik olmuş. Büyük ihtimal ölmüstür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın!
Ama asker o kadar israr etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı.
- Peki, dene bakalım!
Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri; arkadaşinın yanına kadar gitti, yaralı arkadaşinı sırtladığı gibi taşidı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.
Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış askere döndü:
- Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim? Bu zaten ölmüs...
- Değdi Komutanım, değdi! dedi asker.
- Nasıl değdi, arkadaşin zaten ölmüs, görmüyor musun?
- Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşiyordu...
Ve onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için...
Ve, hıçkırarak, şehit olan arkadaşinın son sözlerini tekrarladı:
'Geleceğini biliyordum!'
GELECEĞİNİ BİLİYORDUM!
Kalbimizde 'arkadaşlık' denilen bir mucize var. Nasıl olduğunu, nasıl başladığını bilemezsiniz.
Ama bunun özel bir armağan olduğunu, Allah'ın bir lutfu olduğunu bilirsiniz.
Gerçekten de arkadaşlar nadide mücevherlerdir.
Yüzünüzü güldürüp, başarmanız icin cesaret verirler.
Sizi dinlerler ve kalplerini açmaya hazırdırlar.
