<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Eşref Ziya Fan Sitesi  - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.esrefziyafan.com/</link>
		<description><![CDATA[Eşref Ziya Fan Sitesi  - http://www.esrefziyafan.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:09:36 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[DÖRT DÖRTLÜK köşemiz olsun,dörtlüklerle dolsun]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/DORT-DORTLUK-kosemiz-olsun-dortluklerle-dolsun</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 18:02:59 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/DORT-DORTLUK-kosemiz-olsun-dortluklerle-dolsun</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF1493;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">kaybolmuşum benligimde<br />
arıyorum sende<br />
beni buldun mu,<br />
bulmayı umdunmu yada unuttunmu </span></div></span></span><br />
<br />
şuan itibariyle yürekten geçenlerdir efendim.size.....<hr />
dörtlüklerimizi geldikçe ilham ekleyelim vesselam]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;"><span style="color: #FF1493;"><div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">kaybolmuşum benligimde<br />
arıyorum sende<br />
beni buldun mu,<br />
bulmayı umdunmu yada unuttunmu </span></div></span></span><br />
<br />
şuan itibariyle yürekten geçenlerdir efendim.size.....<hr />
dörtlüklerimizi geldikçe ilham ekleyelim vesselam]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[zindan(servet kocakaya-güzel yorum)]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/zindan-servet-kocakaya-guzel-yorum</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 17:07:40 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/zindan-servet-kocakaya-guzel-yorum</guid>
			<description><![CDATA[<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=891685" width="425px" height="355px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=891685" target="_blank">http://www.izlesene.com/player2.swf?video=891685</a></noembed></div>
güzel bi eserdi  tavsiye edilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=891685" width="425px" height="355px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=891685" target="_blank">http://www.izlesene.com/player2.swf?video=891685</a></noembed></div>
güzel bi eserdi  tavsiye edilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MARMARA haberden ÜSTAD,a dil uzatan kanal]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/MARMARA-haberden-USTAD-a-dil-uzatan-kanal</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 10:01:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/MARMARA-haberden-USTAD-a-dil-uzatan-kanal</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">  <a href="http://www.marmarahaber.net/haber_yazdir.php?haber_no=12340" target="_blank">http://www.marmarahaber.net/haber_yazdir...r_no=12340</a><br />
<br />
<br />
<br />
üstadın kısa ve serseri gençligini okumanız tavsiyesiyle.sıfırdan zafere.necip amca<img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="smile" title="smile" /><br />
<br />
<span style="color: #DAA520;">ÜSTAD'a 'Hanımın Çirkefliği'<br />
<br />
"Hanımın Çiftliği" adlı dizi Üstad Necip Fazıl Kısakürek'i toplumun gözünde küçük düşürmeye çalıştı. <br />
Ömer Faruk Eryılmaz’ın haberi<br />
<a href="http://www.MarmaraHaber.Net" target="_blank">http://www.MarmaraHaber.Net</a><br />
<br />
Kanal D ekranlarında yayınlanan ve 1950’li yıllarda yaşanmış bir aşk hadisesini anlatan “Hanımın Çiftliği” adlı dizide Çile Şairi Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Kumarhane’de basılması dizinin dün akşam yayınlanan bölümünde ajans dinleyen vatandaşlara haber olarak geçildi. <br />
<br />
Haberimize konu olan mevzu, yıllardır tartışılan ve “komplo muydu – kasıt var mıydı? “ sorularının cevaplarının hala verilemediği bir mevzu idi.</span><br />
<br />
<span style="color: #006400;">Önce hadiseyi aktaralım<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tarih 22 mart 1951.<br />
İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Aygün başkanlığındaki polisler, Taksim Pire Mehmet Sokağı 14 numaralı apartmana baskın yaparlar.<br />
Apartmanın alt katı kumarhane ve bakara masasının başında ondokuz kişi var.<br />
Bunlardan biri de Büyük Doğu Dergisi’nin sahibi, yazarı şair Necip Fazıl Kısakürek.<br />
Yakalanan Necip Fazıl gazetecilere şöyle der: “Ben buraya röportaj yapmak için gelmiştim; mecmuama kumar aleyhinde haber yazacaktım.”<br />
Sonunda polis Necip Fazıl’a 30 lira para cezası yazar ve serbest bırakır.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Necip Fazıl Kısakürek’in hayatının çeşitli safhalarının olduğu herkesin malumudur. Gençlik yıllarında islamdan uzak yaşayan Kısakürek Paris’e felsefe öğrenimi görmek için gittiğinde 20 yaşında bir genç şairdir. Necip Fazıl burada kendisini kumara kaptırır.1924–25 yıllarını derbeder bir şekilde geçiren Necip Fazıl’ın bu hâlini öğrenen Millî Eğitim Bakanlığı, bursunu keser ve ondan Türkiye’ye dönmesini ister. “Üniversite talebeliğinden Paris dönüşüne kadar geçen yılların özü”, Necip Fazıl’ın kendi ifadesiyle “başıbozukluk ve serseriliktir.”<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Necip Fazıl Kısakürek, Seyyid Ahmet Arvasi’nin Eyüpsultan da ki Piyyer Loti Mezarlığı yanında bunan Kaşgari Tekkesi Camii'ndeki sohbetleri sonrasında ciddi bir fikir ve zihniyet dönüşümü yaşamış ve İslamcı gençliğin idolü haline gelmişti.<br />
<br />
Yazdığı sayısız makale ve kitap elden ele dolaşmış, konferansları ve salon toplantılarında milyonlarca insanı etkilemişti.<br />
<br />
Kişilerin şahsi kusurlarını irdelemek gibi bir gayemizin olmadığının altını çiziyor ve hadiseye getirilen birkaç yorumu paylaşmak istiyoruz.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bunlardan birisi gazeteci, yazar ve siyasetçi kimliğiyle tanınan CHP’li Altan Öymen. <br />
<br />
Öymen, anılarını yazdığı “Öfkeli Yıllar” adlı kitabında bu konuya değinmiş ve tecrübelerine dayanarak hadisenin ardında bakın nasıl bir hususa dikkat çekiyor.<br />
<br />
İşte kitaptan ilgili bölüm: <br />
<br />
“O kumarhane baskını gecesinin Kısakürek’in niyetiyle ilgili gerçeği ne olursa olsun, o baskın, bir komplo diye adlandırılmasa bile, bir polis baskınından çok, bir siyasi baskındı.<br />
<br />
Hedefi, Kısakürek’in kendi okurları ve yandaşları önündeki durumunu sarsmaktı. Hem hükümeti destekler gibi yaparken yönlendirmeye de kalkan Büyük Doğucu’cuların iddialarına darbe vurulmuş olacaktı, hem de kimsenin dincilik konusunda fazla ileri gitmesine izin verilmeyeceği belirtilmiş olacaktı.”<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İslamcı kesimin tanınmış simalarından Kadir Mısıroğlu ise Necip Fazıl Kısakürek’in kumar alışkanlığı hakkında çok ilginç bir iddia ortaya atıyor. Kadir Mısıroğlu 'nun ''Necip Fazıl'a Dair'' adlı kitabından aktardığına göre, Necip Fazıl'dan şöyle bir cümle çıkmış: 'Kumar haramdır. At yarışında bahs-i müşterek oynamakta kumardır. Ancak haramı, haram kabul ederek işlemek sadece kumardır. Allah ise gaffururrahim'dir. Bu parayla ben Veli Efendi'ye gidip at yarışlarında bahs-i müşterek oynayacağım!..'<br />
<br />
Bu sözlerle Üstad'ın aslında hileyi şer’iye yaptığı mı ima edilmek isteniyor? Bunu takdirinize bırakıyoruz.<br />
<br />
Yine Kadir Mısıroğlu'nun aynı eserinde Necip Fazı'ın kumarhanede basılma hadisesini ise Üstad'ın kumar zaafından kaynaklandığı şeklinde veriyor. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yazar İhsan Kurt ise hadiseye Necip Fazıl’ın eserlerinde yola çıkarak yorum getiriyor.<br />
<br />
İşte Kurt’un Üstad’ın kumar alışkanlığı ile ilgili yorumu:<br />
<br />
Necip Fazıl, bir hikaye kahramanının ağzından; "benim iki işim var: ya kumar, ya bu zehirli fikirler..." der. Bu cümlede çiledeki insan'ın fikir cephesinde kumarla verdiği savaşın izlerini görüyoruz. Çünkü kumar onda belirli bir dönem ihtiras haline gelmiştir. Hattâ yazmış olduğu düşüncelerinden, bu ihtiras onda duygusal yaşantısından düşünce, davranış ve faaliyetine yansıyan, belirli bir sınır ve ölçü içinde kişiliğini geliştiren, olgunlaştıran önemli bir güç haline gelmiştir. Öyle ki bu güç şairde kuvvetli bir savunma mekanizması da geliştirmiştir. Nitekim o, hayatının bir döneminde; ruhuna üşüşen sabit fikirlerin, beyin zarını yırtan vehimlerin üstünü örtmek, düşünmemek için bu işi yaptığını söyler. Hattâ kumar onda öyle bir tutkudur ki, onu bırakınca intihar etmekten başka çaresi kalmayacağı fikrine inanmıştır. Ama bunun, intiharın, emanete kıymanın büyük günahından çekinir. Dolayısıyla yine fikirlerden kurtulamaz. Fakat düşünmemek için yine ona, kumara mecbur hisseder kendini.<br />
<br />
Necip Fazıl'ın hikayelerinin kumarbaz kahramanları, kendilerini kumara mecbur hissetmelerine rağmen Allah'a inanırlar. Hattâ kumardaki tutku Allah'a yönelse asıl gaye gerçekleşmiş olur. O,"hasta kumarbazın not defterinden” isimli hikayesinde aynen şunları yazmaktadır:<br />
<br />
 "Bir veliden birkaç satır:<br />
<br />
-Ben varlığın her zerresiyle, sağa ve sola kıpırdayamayacak şekilde bir gayeye perçinli olmanın hakikatini bir kumarbazdan öğrendim. Malını, mülkünü, ruhunu ve haysiyetini kumarda tükettikten sonra, ayağındaki eski pantolona ve kalbindeki son şeref zerresine kadar kendini kumara adamakta devam eden bir kimseye sordum: (niçin bu açık felaket yolundan dönmüyorsun?) Ne cevap verse beğenirsiniz:(ben bu yoldan dönemem! Kayıplarımı bana her defa misilleriyle geri verseler, yine ona iade etmeye mecburum. Felaket dediğin şeyin cazibesinden daha çekici bir saadet tanımıyorum! Hiç bir işte bağlılığın bu şekli kumardan çözülüp Allah'a iliştirilecek olsa, gayelerin gayesi gerçekleşmiş olur.. Ben, hasta kumarbaz, veli'nin bu sözüne bayıldım ama onun yakıcı gerçeğine doğru hiç bir adım atamadım".<br />
<br />
Necip Fazıl'ın "Nam-ı diğer parmaksız salih" adındaki oyunun asıl muhtevası da kumar ve kumarbazdır. Oyunun kahramanı Salih, tutsaklık derecesinde bir kumarbazdır. O, bu eseri için;"bu eserde en canhıraş sebep ve neticeleri ile kumarı göstermek istedim... Bütün yeryüzünü saran yakıcı, kavurucu, kül edici ihtiras "der. Bu ihtiras çiledeki insanın sabit fikirlerinden kurtulmak için başvurduğu fayda vermez bir yoldur. Çünkü "beyin zarında sülük" gibi olan bazı fikirler bu yolla da defedilemez. Necip Fazıl, bir hikaye kahramanına söylettiği gibi "kumar manevî bir illet, çaresi de ancak manevî olabilir."<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Peki, Kanal D yaklaşık 60 yıl öncesinde yaşanmış bu hadiseyi en çok izlenilen dizilerinden birisine niçin konu etti? <br />
<br />
Malum medya çevrelerinin İslamcı kesmin elinde avucunda tuttuğu kişi, kurum ve değerleri sürekli olumsuz hadiseleri ekrana sürmek sureti ile halkın nazarında küçük düşürmeye çalıştığı bir gerçek.<br />
<br />
Reyting rekorları kıran bir dizide işlenecek başkaca konu kalmamışçasına bu tür meselelerin ısıtılıp gündeme getirilmesi tepki çekerken, Necip Fazıl Kısakürek gibi bir şahsiyeti TV mahkemesinde yargılayan Kanal D’ye RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun’un tepki gösterip göstermeyeceği merak konusu oldu. Zira Davut Dursun, Üstad'ın fikirlerinden beslenmiş ve İslamcı kesimde yer etmiş bir isim.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <br />
Marmara Haber [Nokta&#93; Net - Bu kadar net! sitesinden 03.09.2010 tarihinde yazdırılmıştır. </span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">  <a href="http://www.marmarahaber.net/haber_yazdir.php?haber_no=12340" target="_blank">http://www.marmarahaber.net/haber_yazdir...r_no=12340</a><br />
<br />
<br />
<br />
üstadın kısa ve serseri gençligini okumanız tavsiyesiyle.sıfırdan zafere.necip amca<img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="smile" title="smile" /><br />
<br />
<span style="color: #DAA520;">ÜSTAD'a 'Hanımın Çirkefliği'<br />
<br />
"Hanımın Çiftliği" adlı dizi Üstad Necip Fazıl Kısakürek'i toplumun gözünde küçük düşürmeye çalıştı. <br />
Ömer Faruk Eryılmaz’ın haberi<br />
<a href="http://www.MarmaraHaber.Net" target="_blank">http://www.MarmaraHaber.Net</a><br />
<br />
Kanal D ekranlarında yayınlanan ve 1950’li yıllarda yaşanmış bir aşk hadisesini anlatan “Hanımın Çiftliği” adlı dizide Çile Şairi Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Kumarhane’de basılması dizinin dün akşam yayınlanan bölümünde ajans dinleyen vatandaşlara haber olarak geçildi. <br />
<br />
Haberimize konu olan mevzu, yıllardır tartışılan ve “komplo muydu – kasıt var mıydı? “ sorularının cevaplarının hala verilemediği bir mevzu idi.</span><br />
<br />
<span style="color: #006400;">Önce hadiseyi aktaralım<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tarih 22 mart 1951.<br />
İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Aygün başkanlığındaki polisler, Taksim Pire Mehmet Sokağı 14 numaralı apartmana baskın yaparlar.<br />
Apartmanın alt katı kumarhane ve bakara masasının başında ondokuz kişi var.<br />
Bunlardan biri de Büyük Doğu Dergisi’nin sahibi, yazarı şair Necip Fazıl Kısakürek.<br />
Yakalanan Necip Fazıl gazetecilere şöyle der: “Ben buraya röportaj yapmak için gelmiştim; mecmuama kumar aleyhinde haber yazacaktım.”<br />
Sonunda polis Necip Fazıl’a 30 lira para cezası yazar ve serbest bırakır.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Necip Fazıl Kısakürek’in hayatının çeşitli safhalarının olduğu herkesin malumudur. Gençlik yıllarında islamdan uzak yaşayan Kısakürek Paris’e felsefe öğrenimi görmek için gittiğinde 20 yaşında bir genç şairdir. Necip Fazıl burada kendisini kumara kaptırır.1924–25 yıllarını derbeder bir şekilde geçiren Necip Fazıl’ın bu hâlini öğrenen Millî Eğitim Bakanlığı, bursunu keser ve ondan Türkiye’ye dönmesini ister. “Üniversite talebeliğinden Paris dönüşüne kadar geçen yılların özü”, Necip Fazıl’ın kendi ifadesiyle “başıbozukluk ve serseriliktir.”<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Necip Fazıl Kısakürek, Seyyid Ahmet Arvasi’nin Eyüpsultan da ki Piyyer Loti Mezarlığı yanında bunan Kaşgari Tekkesi Camii'ndeki sohbetleri sonrasında ciddi bir fikir ve zihniyet dönüşümü yaşamış ve İslamcı gençliğin idolü haline gelmişti.<br />
<br />
Yazdığı sayısız makale ve kitap elden ele dolaşmış, konferansları ve salon toplantılarında milyonlarca insanı etkilemişti.<br />
<br />
Kişilerin şahsi kusurlarını irdelemek gibi bir gayemizin olmadığının altını çiziyor ve hadiseye getirilen birkaç yorumu paylaşmak istiyoruz.<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bunlardan birisi gazeteci, yazar ve siyasetçi kimliğiyle tanınan CHP’li Altan Öymen. <br />
<br />
Öymen, anılarını yazdığı “Öfkeli Yıllar” adlı kitabında bu konuya değinmiş ve tecrübelerine dayanarak hadisenin ardında bakın nasıl bir hususa dikkat çekiyor.<br />
<br />
İşte kitaptan ilgili bölüm: <br />
<br />
“O kumarhane baskını gecesinin Kısakürek’in niyetiyle ilgili gerçeği ne olursa olsun, o baskın, bir komplo diye adlandırılmasa bile, bir polis baskınından çok, bir siyasi baskındı.<br />
<br />
Hedefi, Kısakürek’in kendi okurları ve yandaşları önündeki durumunu sarsmaktı. Hem hükümeti destekler gibi yaparken yönlendirmeye de kalkan Büyük Doğucu’cuların iddialarına darbe vurulmuş olacaktı, hem de kimsenin dincilik konusunda fazla ileri gitmesine izin verilmeyeceği belirtilmiş olacaktı.”<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İslamcı kesimin tanınmış simalarından Kadir Mısıroğlu ise Necip Fazıl Kısakürek’in kumar alışkanlığı hakkında çok ilginç bir iddia ortaya atıyor. Kadir Mısıroğlu 'nun ''Necip Fazıl'a Dair'' adlı kitabından aktardığına göre, Necip Fazıl'dan şöyle bir cümle çıkmış: 'Kumar haramdır. At yarışında bahs-i müşterek oynamakta kumardır. Ancak haramı, haram kabul ederek işlemek sadece kumardır. Allah ise gaffururrahim'dir. Bu parayla ben Veli Efendi'ye gidip at yarışlarında bahs-i müşterek oynayacağım!..'<br />
<br />
Bu sözlerle Üstad'ın aslında hileyi şer’iye yaptığı mı ima edilmek isteniyor? Bunu takdirinize bırakıyoruz.<br />
<br />
Yine Kadir Mısıroğlu'nun aynı eserinde Necip Fazı'ın kumarhanede basılma hadisesini ise Üstad'ın kumar zaafından kaynaklandığı şeklinde veriyor. <br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yazar İhsan Kurt ise hadiseye Necip Fazıl’ın eserlerinde yola çıkarak yorum getiriyor.<br />
<br />
İşte Kurt’un Üstad’ın kumar alışkanlığı ile ilgili yorumu:<br />
<br />
Necip Fazıl, bir hikaye kahramanının ağzından; "benim iki işim var: ya kumar, ya bu zehirli fikirler..." der. Bu cümlede çiledeki insan'ın fikir cephesinde kumarla verdiği savaşın izlerini görüyoruz. Çünkü kumar onda belirli bir dönem ihtiras haline gelmiştir. Hattâ yazmış olduğu düşüncelerinden, bu ihtiras onda duygusal yaşantısından düşünce, davranış ve faaliyetine yansıyan, belirli bir sınır ve ölçü içinde kişiliğini geliştiren, olgunlaştıran önemli bir güç haline gelmiştir. Öyle ki bu güç şairde kuvvetli bir savunma mekanizması da geliştirmiştir. Nitekim o, hayatının bir döneminde; ruhuna üşüşen sabit fikirlerin, beyin zarını yırtan vehimlerin üstünü örtmek, düşünmemek için bu işi yaptığını söyler. Hattâ kumar onda öyle bir tutkudur ki, onu bırakınca intihar etmekten başka çaresi kalmayacağı fikrine inanmıştır. Ama bunun, intiharın, emanete kıymanın büyük günahından çekinir. Dolayısıyla yine fikirlerden kurtulamaz. Fakat düşünmemek için yine ona, kumara mecbur hisseder kendini.<br />
<br />
Necip Fazıl'ın hikayelerinin kumarbaz kahramanları, kendilerini kumara mecbur hissetmelerine rağmen Allah'a inanırlar. Hattâ kumardaki tutku Allah'a yönelse asıl gaye gerçekleşmiş olur. O,"hasta kumarbazın not defterinden” isimli hikayesinde aynen şunları yazmaktadır:<br />
<br />
 "Bir veliden birkaç satır:<br />
<br />
-Ben varlığın her zerresiyle, sağa ve sola kıpırdayamayacak şekilde bir gayeye perçinli olmanın hakikatini bir kumarbazdan öğrendim. Malını, mülkünü, ruhunu ve haysiyetini kumarda tükettikten sonra, ayağındaki eski pantolona ve kalbindeki son şeref zerresine kadar kendini kumara adamakta devam eden bir kimseye sordum: (niçin bu açık felaket yolundan dönmüyorsun?) Ne cevap verse beğenirsiniz:(ben bu yoldan dönemem! Kayıplarımı bana her defa misilleriyle geri verseler, yine ona iade etmeye mecburum. Felaket dediğin şeyin cazibesinden daha çekici bir saadet tanımıyorum! Hiç bir işte bağlılığın bu şekli kumardan çözülüp Allah'a iliştirilecek olsa, gayelerin gayesi gerçekleşmiş olur.. Ben, hasta kumarbaz, veli'nin bu sözüne bayıldım ama onun yakıcı gerçeğine doğru hiç bir adım atamadım".<br />
<br />
Necip Fazıl'ın "Nam-ı diğer parmaksız salih" adındaki oyunun asıl muhtevası da kumar ve kumarbazdır. Oyunun kahramanı Salih, tutsaklık derecesinde bir kumarbazdır. O, bu eseri için;"bu eserde en canhıraş sebep ve neticeleri ile kumarı göstermek istedim... Bütün yeryüzünü saran yakıcı, kavurucu, kül edici ihtiras "der. Bu ihtiras çiledeki insanın sabit fikirlerinden kurtulmak için başvurduğu fayda vermez bir yoldur. Çünkü "beyin zarında sülük" gibi olan bazı fikirler bu yolla da defedilemez. Necip Fazıl, bir hikaye kahramanına söylettiği gibi "kumar manevî bir illet, çaresi de ancak manevî olabilir."<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Peki, Kanal D yaklaşık 60 yıl öncesinde yaşanmış bu hadiseyi en çok izlenilen dizilerinden birisine niçin konu etti? <br />
<br />
Malum medya çevrelerinin İslamcı kesmin elinde avucunda tuttuğu kişi, kurum ve değerleri sürekli olumsuz hadiseleri ekrana sürmek sureti ile halkın nazarında küçük düşürmeye çalıştığı bir gerçek.<br />
<br />
Reyting rekorları kıran bir dizide işlenecek başkaca konu kalmamışçasına bu tür meselelerin ısıtılıp gündeme getirilmesi tepki çekerken, Necip Fazıl Kısakürek gibi bir şahsiyeti TV mahkemesinde yargılayan Kanal D’ye RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun’un tepki gösterip göstermeyeceği merak konusu oldu. Zira Davut Dursun, Üstad'ın fikirlerinden beslenmiş ve İslamcı kesimde yer etmiş bir isim.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <br />
Marmara Haber [Nokta] Net - Bu kadar net! sitesinden 03.09.2010 tarihinde yazdırılmıştır. </span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KUDÜS GÜNÜ'NDE BEYAZIT MEYDANI'NA DAVET]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/KUDUS-GUNU-NDE-BEYAZIT-MEYDANI-NA-DAVET</link>
			<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 02:27:18 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/KUDUS-GUNU-NDE-BEYAZIT-MEYDANI-NA-DAVET</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><br />
<div style="text-align: center;">KUDÜS GÜNÜ'NDE BEYAZIT MEYDANI'NA DAVET  <br />
<br />
Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde 3 Eylül Cuma günü <br />
<br />
Cuma namazı sonrası Dünya Kudüs Günü münasebetiyle Beyazıt <br />
<br />
Meydanı'nda kitlesel basın açıklaması yapılacaktır. </div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><br />
<div style="text-align: center;">KUDÜS GÜNÜ'NDE BEYAZIT MEYDANI'NA DAVET  <br />
<br />
Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde 3 Eylül Cuma günü <br />
<br />
Cuma namazı sonrası Dünya Kudüs Günü münasebetiyle Beyazıt <br />
<br />
Meydanı'nda kitlesel basın açıklaması yapılacaktır. </div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bu projede ismi geçsin isteyenlerle, misafirle :)]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/bu-projede-ismi-gecsin-isteyenlerle-misafirle</link>
			<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 16:08:50 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/bu-projede-ismi-gecsin-isteyenlerle-misafirle</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #0000CD;"><span style="font-weight: bold;">arkadaşlar öncelikle teşekkürlerimi belirteyim ki bana bu şiiri yazdıran dostlugunuzdu ve begenmeniz.FANŞİİRİMİZ isimli şiirimi kerim tunç abimize göndermek istedim fakat kul hakkı geldi aklıma.<br />
<br />
acaba  şiirimde ismi geçipte orada anılmak istemeyen olurmu diye ve sizede soruyorum şimdi.hepbirlikte aynı gün kerim abi dinlemeye ve ogünde yorumlayacak abimiz şiirimizi ona misafir olmaya ne dersiniz.<br />
<br />
KERİM ABİYLE BUGÜN PROGRAM SIRASINDA GÖRÜŞTÜK VE ABİMİZ FANA ÖZEL BİR PROGRAM GİBİ BİŞEYMİ DEDİ.BENDE DAHA İYİ OLUR DEDİM.GÜZEL FİKİRDİ ÇÜNKÜ.<br />
<br />
KERİM ABİ MESELA FANIN YAŞGÜNÜ GİBİ OLABİLİR DEDİ.yada bence(de) birgün belirleyip ogün açık oluruz ismi geçen kardeşlerimizle,tabi isteyenlerle...VE YENİ KARDEŞLERİMİZDENDE İSTEYENLERİ EKLİCEM ŞİİRİME.DUA VE SEDAT RİCANIZ EMİRDİR EFENDİM.ne demek.hepimiz kardeşiz degilmi ama.ve yeni giren kardeşlerimiz hoşluklarla geldiniz canlar<img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="smile" title="smile" /> sizi ancak eşreffan anlar.<br />
<br />
<span style="font-size: large;">HOŞ BİGÜN OLACAK.GÜZEL VE ORTAK 2 SAAT.AYNI ŞEYİ DİNLEYİP,AYNI DUYGULARI HİSSEDECEGİZ.FİKİRLERİNİZİ VE DESTEGİNİZİ BEKLİYORUM.AÇIK VENET.</span></span></span><hr />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-size: x-large;">İŞTE FANŞİİRİMİZ<br />
<br />
<a href="http://www.esrefziyafan.com/FAN-SIIRIMIZ" target="_blank">http://www.esrefziyafan.com/FAN-SIIRIMIZ</a> </span></span><hr />
YAŞIMIZI BEKLERSEK YANDIK <img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/tongue.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Tongue" title="Tongue" /> ASLINDA DÖRT YAŞIMIZDAYIZ AMA İKİ GÖSTERİYORUZ  <img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> .BEN HAFTA BAŞI. pazartesi yada salı buluşalım derim abimiz kabul ederse eger.şiiri göndericem sizinde izninizle,ABİMİZEDE  uygunsa şayet dinleyecegiz fanca......<hr />
not;konu benim için çok önemlidir ve fikirlerinizde, kul hakkına girmek istemem]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #0000CD;"><span style="font-weight: bold;">arkadaşlar öncelikle teşekkürlerimi belirteyim ki bana bu şiiri yazdıran dostlugunuzdu ve begenmeniz.FANŞİİRİMİZ isimli şiirimi kerim tunç abimize göndermek istedim fakat kul hakkı geldi aklıma.<br />
<br />
acaba  şiirimde ismi geçipte orada anılmak istemeyen olurmu diye ve sizede soruyorum şimdi.hepbirlikte aynı gün kerim abi dinlemeye ve ogünde yorumlayacak abimiz şiirimizi ona misafir olmaya ne dersiniz.<br />
<br />
KERİM ABİYLE BUGÜN PROGRAM SIRASINDA GÖRÜŞTÜK VE ABİMİZ FANA ÖZEL BİR PROGRAM GİBİ BİŞEYMİ DEDİ.BENDE DAHA İYİ OLUR DEDİM.GÜZEL FİKİRDİ ÇÜNKÜ.<br />
<br />
KERİM ABİ MESELA FANIN YAŞGÜNÜ GİBİ OLABİLİR DEDİ.yada bence(de) birgün belirleyip ogün açık oluruz ismi geçen kardeşlerimizle,tabi isteyenlerle...VE YENİ KARDEŞLERİMİZDENDE İSTEYENLERİ EKLİCEM ŞİİRİME.DUA VE SEDAT RİCANIZ EMİRDİR EFENDİM.ne demek.hepimiz kardeşiz degilmi ama.ve yeni giren kardeşlerimiz hoşluklarla geldiniz canlar<img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="smile" title="smile" /> sizi ancak eşreffan anlar.<br />
<br />
<span style="font-size: large;">HOŞ BİGÜN OLACAK.GÜZEL VE ORTAK 2 SAAT.AYNI ŞEYİ DİNLEYİP,AYNI DUYGULARI HİSSEDECEGİZ.FİKİRLERİNİZİ VE DESTEGİNİZİ BEKLİYORUM.AÇIK VENET.</span></span></span><hr />
<span style="color: #FF1493;"><span style="font-size: x-large;">İŞTE FANŞİİRİMİZ<br />
<br />
<a href="http://www.esrefziyafan.com/FAN-SIIRIMIZ" target="_blank">http://www.esrefziyafan.com/FAN-SIIRIMIZ</a> </span></span><hr />
YAŞIMIZI BEKLERSEK YANDIK <img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/tongue.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Tongue" title="Tongue" /> ASLINDA DÖRT YAŞIMIZDAYIZ AMA İKİ GÖSTERİYORUZ  <img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> .BEN HAFTA BAŞI. pazartesi yada salı buluşalım derim abimiz kabul ederse eger.şiiri göndericem sizinde izninizle,ABİMİZEDE  uygunsa şayet dinleyecegiz fanca......<hr />
not;konu benim için çok önemlidir ve fikirlerinizde, kul hakkına girmek istemem]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[referanduma EVETmi-hayır(sız)mı.neye EVET DEDİGİMİZİN farkındamıyız]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/referanduma-EVETmi-hayir-siz-mi-neye-EVET-DEDIGIMIZIN-farkindamiyiz</link>
			<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 15:02:47 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/referanduma-EVETmi-hayir-siz-mi-neye-EVET-DEDIGIMIZIN-farkindamiyiz</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">evet diyoruz ama neleri kabul ettigimizin farkındamıyız.(yada hayırla neleri kaybettigimizin)biçok kişiye sordum herkes evet dedigi için evet diyoruz dediler.üzüldüm ama haklıydılar.biçok kadınımız araştırmadan mahrum,bilgisayardan habersiz.buyüzden araştırmayı sevmeyenler için,yada bilmeyenler için,fankardeşlerimiz için ve özellikle hayır diyecekler için ekliyorum ki neleri kaybedecegimizi görsünler diye.affola.herkesin tercihi özgürüz elbet.isteyen istedigini der lakin sonuç hepiizi ilgilendirecek.dikkat<br />
<br />
<span style="font-size: large;">1-Yaşlıların, çocukların, şehit, dul ve yetimlerin daha fazla hak elde etmesi için... <br />
2-İnsanları fişlemenin tarihe karışması için ve şahısların devlet hakkında ne düşünüyor diye bilmesi için... <br />
3-Vergi borcundan dolayı yurt dışına çıkış yasağının kalkması için... <br />
4-Devletin çocuk istismarını engellemek için gerekli tedbirleri alması için... <br />
5-Memura ve emekliye toplu sözleşme hakkı için... <br />
6-Aynı iş konunda birden fazla sendikaya üye olabilmek için... <br />
7-Grev hakkının önündeki engellerin kalkması için... <br />
8-Vatandaşın kamu kurumlarındaki problemlerini kamu denetçilerine şikayet edebilmesi ve bireysel başvuru hakkı kazanabilmesi için... <br />
9-Kapatılan partilerin milletvekillerinin siyasi yasaklı olmaması için... <br />
10-Askeri Şura kararıyla ordudan atılanların bu karara karşı dava açabilmesi için... <br />
11-Memurlara verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı dava açılabilmesi için... <br />
12-Askeri mahkemelerin sivilleri yargılamaması ve sadece askeri suçlara bakabilmesi için... <br />
13-Anayasa Mahkemesinin ideolojik kararlarına karşı üye sayısı artırılarak temsilde çoğulculuk sağlanması ve Anayasa mahkemesinde üyelik süresinin 12 yılla sınırlandırılarak toplumsal değişimin mahkemeye yansıması için... <br />
14-Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapabilme hakkı için... <br />
15-Yüce Divan kararlarına karşı itiraz yolu için... <br />
16-TBMM Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı'nın görev suçlarında Anayasa mahkemesinin görevli olması için... <br />
17-Askeri Mahkemeler ve Askeri İdari Yüksek Mahkemesi'nde ki yargılanmalarda hakimlik güvencesinin güçlendirilmesi, askeri hizmetin gerekleri cümlesinin kaldırılması ve askeri yargının bağımsızlığı için... <br />
18-HSYK'nın 7 olan üye sayısının 22'ye çıkarılması, hakim ve savcıların 10 üyeyi kendi oylarıyla seçebilmesi, meslekten ihraç kararlarına karşı dava açabilmeleri, Adalet Bakanı'na bağlı olan teftiş kurulunun HSYK'ya bağlanarak yargının bağımsızlığının sağlanması için... <br />
19-Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişari nitelikte görüş bildirmek amacıyla ekonomik ve sosyal konsey kurulması için... <br />
20-12 Eylül Askeri Darbesi'ni yapanların yargılanmalarının önündeki yasal engelin kaldırılması için "EVET" demeliyiz....</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">evet diyoruz ama neleri kabul ettigimizin farkındamıyız.(yada hayırla neleri kaybettigimizin)biçok kişiye sordum herkes evet dedigi için evet diyoruz dediler.üzüldüm ama haklıydılar.biçok kadınımız araştırmadan mahrum,bilgisayardan habersiz.buyüzden araştırmayı sevmeyenler için,yada bilmeyenler için,fankardeşlerimiz için ve özellikle hayır diyecekler için ekliyorum ki neleri kaybedecegimizi görsünler diye.affola.herkesin tercihi özgürüz elbet.isteyen istedigini der lakin sonuç hepiizi ilgilendirecek.dikkat<br />
<br />
<span style="font-size: large;">1-Yaşlıların, çocukların, şehit, dul ve yetimlerin daha fazla hak elde etmesi için... <br />
2-İnsanları fişlemenin tarihe karışması için ve şahısların devlet hakkında ne düşünüyor diye bilmesi için... <br />
3-Vergi borcundan dolayı yurt dışına çıkış yasağının kalkması için... <br />
4-Devletin çocuk istismarını engellemek için gerekli tedbirleri alması için... <br />
5-Memura ve emekliye toplu sözleşme hakkı için... <br />
6-Aynı iş konunda birden fazla sendikaya üye olabilmek için... <br />
7-Grev hakkının önündeki engellerin kalkması için... <br />
8-Vatandaşın kamu kurumlarındaki problemlerini kamu denetçilerine şikayet edebilmesi ve bireysel başvuru hakkı kazanabilmesi için... <br />
9-Kapatılan partilerin milletvekillerinin siyasi yasaklı olmaması için... <br />
10-Askeri Şura kararıyla ordudan atılanların bu karara karşı dava açabilmesi için... <br />
11-Memurlara verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı dava açılabilmesi için... <br />
12-Askeri mahkemelerin sivilleri yargılamaması ve sadece askeri suçlara bakabilmesi için... <br />
13-Anayasa Mahkemesinin ideolojik kararlarına karşı üye sayısı artırılarak temsilde çoğulculuk sağlanması ve Anayasa mahkemesinde üyelik süresinin 12 yılla sınırlandırılarak toplumsal değişimin mahkemeye yansıması için... <br />
14-Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapabilme hakkı için... <br />
15-Yüce Divan kararlarına karşı itiraz yolu için... <br />
16-TBMM Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı'nın görev suçlarında Anayasa mahkemesinin görevli olması için... <br />
17-Askeri Mahkemeler ve Askeri İdari Yüksek Mahkemesi'nde ki yargılanmalarda hakimlik güvencesinin güçlendirilmesi, askeri hizmetin gerekleri cümlesinin kaldırılması ve askeri yargının bağımsızlığı için... <br />
18-HSYK'nın 7 olan üye sayısının 22'ye çıkarılması, hakim ve savcıların 10 üyeyi kendi oylarıyla seçebilmesi, meslekten ihraç kararlarına karşı dava açabilmeleri, Adalet Bakanı'na bağlı olan teftiş kurulunun HSYK'ya bağlanarak yargının bağımsızlığının sağlanması için... <br />
19-Ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında hükümete istişari nitelikte görüş bildirmek amacıyla ekonomik ve sosyal konsey kurulması için... <br />
20-12 Eylül Askeri Darbesi'ni yapanların yargılanmalarının önündeki yasal engelin kaldırılması için "EVET" demeliyiz....</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yasak Büyüyor: baş yetmez Boynunu da aç !]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/Yasak-Buyuyor-bas-yetmez-Boynunu-da-ac</link>
			<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 00:16:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/Yasak-Buyuyor-bas-yetmez-Boynunu-da-ac</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;">  Yasak Büyüyor: baş yetmez Boynunu da aç !  <br />
<br />
<br />
Dini bir gereklilik olan başörtüsü ile eğitim alamayan müslüman <br />
Türkiye halkı yasağın çözülmesini beklerken yeni uygulamalarla şaşkına dönüyor.<br />
<br />
Dini bir gereklilik olan başörtüsü ile eğitim alamayan müslüman <br />
Türkiye halkı yasağın çözülmesini beklerken yeni uygulamalarla şaşkına dönüyor. <br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının da kabul etmediği inanç ve eğitim özgürlüğüne <br />
aykırı bulduğu yasak seneler geçtikçe ortadan kalkmasını bir yana bırakın aynı katılıkta <br />
uygunlamaya devam ediyor buda yetmiyor yasağın çapı büyütülüyor. <br />
<br />
Son olarak islamigündem.com'un gündeme getirdiği nüfus müdürlüklerinde <br />
kimliklerdeki fotoğrafların başı açık istenmesi skandalından sonra şimdi de üniversitelerden <br />
başörtüsü yasağını ilerletici bir uygulama geldi. <br />
<br />
Başı da Açık Boynu da Açık <br />
<br />
Malatya İnönü Üniversitesi, üniversiteyi kazanan öğrenciler için bir kayıt broşürü hazırladı. <br />
Bu broşürde "Kayıt İçin Gereken Belgeler" kısmında yer alan "12 adet 4,5 x 6 cm ebadında fotoğraf <br />
(Fotoğraflar son altı ay içinde, önden, başı ve boynu açık, adayı kolaylıkla tanıtabilecek şekilde olmalıdır.)" maddesi görenleri şaşkına çevirdi. <br />
<br />
İnönü Üniversitesine kayıt yaptıracak başörtülü öğrencilerin başı açık ibaresi yanında <br />
birde boynu açık olacak şartını görünce moralleri bozuldu. <br />
<br />
Hükümet kanadından başörtüsü yasağının kaldırılmasını bekleyen müslüman halk, yasağın <br />
Akparti'nin kendi atadığı rektörün yönetiminde olan üniversite tarafından çığrından çıkarılması <br />
karşısında bir açıklama bekliyor. <br />
<br />
Darbecilerin Üniversitesi<br />
<br />
Daha önce 28 Şubat döneminde İnönü Üniversitesi Rektörlüğüne getirilen darbeci paşalardan <br />
Ömer Şarlak "Kışladan Kampüse" isimli kitabında üniversitede yaptıklarını anlatmıştı.<br />
<br />
Geçen sene Ergenekon davası kapsamında İnönü Üniversitesi Eski Rektörü Prof.Dr.Fatih Hilmioğlu gözaltına alınmıştı. Fatih Hilmioğlu'ndan sonra göreve şuanki rektör Prof.Dr.Cemil ÇELİK getirilmişti.<br />
<br />
31.08.10 Timetürk</div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><div style="text-align: center;">  Yasak Büyüyor: baş yetmez Boynunu da aç !  <br />
<br />
<br />
Dini bir gereklilik olan başörtüsü ile eğitim alamayan müslüman <br />
Türkiye halkı yasağın çözülmesini beklerken yeni uygulamalarla şaşkına dönüyor.<br />
<br />
Dini bir gereklilik olan başörtüsü ile eğitim alamayan müslüman <br />
Türkiye halkı yasağın çözülmesini beklerken yeni uygulamalarla şaşkına dönüyor. <br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının da kabul etmediği inanç ve eğitim özgürlüğüne <br />
aykırı bulduğu yasak seneler geçtikçe ortadan kalkmasını bir yana bırakın aynı katılıkta <br />
uygunlamaya devam ediyor buda yetmiyor yasağın çapı büyütülüyor. <br />
<br />
Son olarak islamigündem.com'un gündeme getirdiği nüfus müdürlüklerinde <br />
kimliklerdeki fotoğrafların başı açık istenmesi skandalından sonra şimdi de üniversitelerden <br />
başörtüsü yasağını ilerletici bir uygulama geldi. <br />
<br />
Başı da Açık Boynu da Açık <br />
<br />
Malatya İnönü Üniversitesi, üniversiteyi kazanan öğrenciler için bir kayıt broşürü hazırladı. <br />
Bu broşürde "Kayıt İçin Gereken Belgeler" kısmında yer alan "12 adet 4,5 x 6 cm ebadında fotoğraf <br />
(Fotoğraflar son altı ay içinde, önden, başı ve boynu açık, adayı kolaylıkla tanıtabilecek şekilde olmalıdır.)" maddesi görenleri şaşkına çevirdi. <br />
<br />
İnönü Üniversitesine kayıt yaptıracak başörtülü öğrencilerin başı açık ibaresi yanında <br />
birde boynu açık olacak şartını görünce moralleri bozuldu. <br />
<br />
Hükümet kanadından başörtüsü yasağının kaldırılmasını bekleyen müslüman halk, yasağın <br />
Akparti'nin kendi atadığı rektörün yönetiminde olan üniversite tarafından çığrından çıkarılması <br />
karşısında bir açıklama bekliyor. <br />
<br />
Darbecilerin Üniversitesi<br />
<br />
Daha önce 28 Şubat döneminde İnönü Üniversitesi Rektörlüğüne getirilen darbeci paşalardan <br />
Ömer Şarlak "Kışladan Kampüse" isimli kitabında üniversitede yaptıklarını anlatmıştı.<br />
<br />
Geçen sene Ergenekon davası kapsamında İnönü Üniversitesi Eski Rektörü Prof.Dr.Fatih Hilmioğlu gözaltına alınmıştı. Fatih Hilmioğlu'ndan sonra göreve şuanki rektör Prof.Dr.Cemil ÇELİK getirilmişti.<br />
<br />
31.08.10 Timetürk</div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir ramazan'ın ramazan'ı]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/Bir-ramazan-in-ramazan-i</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 11:55:14 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/Bir-ramazan-in-ramazan-i</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;">BİR RAMAZAN’IN RAMAZAN’I… <br />
<br />
Ramad, yakacak derecede kızgın taş…<br />
<br />
Ramazan; böyle mevsimlerde oruç tutmak, nefsin en zoruna giden açlıkla sınanmak,<br />
<br />
Ramadların değeni yakması gibi, günahları yakıp kavuran bir ay demek,<br />
<br />
üç ayların üçüncüsü demek…<br />
<br />
Evet, Ramazan;<br />
on bir ayın sultanı. Ümmete tahsis edilmiş bir fırsat sefinesi. Bağrında, “bin aydan daha hayırlı” bir Kadir çekirdeğini barındıran bir zemin.…<br />
Ramazan;<br />
<br />
Şeytan-ı râcim’in bile, sağanak halinde yağan rahmet karşısında bir ümitle başını kaldırması demek!<br />
<br />
Memlekette pide, zeytin, hurma; sahurda, anne elinin mahsulü börekler, bol manili davullar demek!..<br />
<br />
Ramazan;<br />
“Belhüm Edall” kuyularından, derece-i insan düzlemine çıkma arayışları ve çırpınışları demek..!<br />
<br />
Ramazan;<br />
Sultanahmet’lerin, Süleymaniye’lerin eteklerinde yaşayıp da, günde beş vakit salaha ve felaha çağrının rayihasıyla mest olmak, iftarı da haber veren akşam ezanları demek.. Yürek hoplatan, ziyafete çağrı top sesleri demek..! Bu anılarla avunmak demek!<br />
<br />
Ramazan;<br />
arefesinde yâd ellere doğru yelken açmak, geride kalan bu güzelliklere hasret kalmak demek. Dönmemek üzere gitmek, kalıp da kavrulmak demek..!<br />
<br />
Çan sesleri ve katedraller arasında, minareler arasına gerilmiş manidar mahyaları hayal edip iftar demlerini beklemek demek..! “Ezan-ı Muhammedî”nin bu diyarda ve her diyarda şehbal açması ümidiyle yaşamak demek..!<br />
<br />
Ramazan;<br />
Kerbelâ’da Hz.Hüseyin’in / Son Nebi’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) ciğer paresinin ciğerinin susuzluktan kavrulması demek.<br />
<br />
Ve yine Ramazan ;<br />
<br />
Bir yirmibeşinci gününde, bir Kadir gecesinde, seksen küsur yaşında Urfa’da hayata gözlerini yuman Asrın Garibini yürek burkuntusuyla hatırlamak demek..!<br />
<br />
Ramazan;<br />
<br />
Şubat Soğuklarında esen poyrazlarla, kendisine Yesrib olmuş mekanlarda cebrî meskun olmuş Gözyaşı Sultanı’nın hasret ve hicranla geçen yıllarını, beşinci katlardaki teravihlerini özleyişini sinenin derinliklerinde duymak demek..!<br />
<br />
Ramazan;<br />
<br />
bir de acı tedaî demek; gencecikken, şakağına yediği kurşunla, arkada körpecik üç evlat bırakıp giden bir “dayı” demek. Bu yürek paralayan hadisenin arkasında doğmak demek, onun adını yaşatmak, o namın çağrışımları ve ağırlığı altında ezilip gitmek, mahlaslarda hafiflemek demek..! Bir saplantıyla yaşayıp, bir anaforda şu kırık-dökük mısraları yazmak demek:<br />
<br />
Öldüğünde yirmibeşinde<br />
<br />
Var ya da yokmuş, denildiğine göre<br />
<br />
Geride üç elcağız oğluyla<br />
<br />
Kundaktakinin adı Hüsran,<br />
<br />
Böyle biten bir vadeye denk geldiğinden...<br />
<br />
<br />
<br />
Yakışıklıymış, hızlı yaşamış<br />
<br />
Şakağına yediği kurşundan yüzüne<br />
<br />
Akan kana rağmen güleç kalabilen<br />
<br />
Bir yüzü olan dayım Ramazan...<br />
<br />
<br />
<br />
Ölümünden sonra doğmakla onun<br />
<br />
Adını almış olan, onu hiç görmemiş ben<br />
<br />
Hep yirmibeşime geldiğimde öleceğim<br />
<br />
Saplantısıyla yaşadım bugüne değin<br />
<br />
Şükür şu an fazlayım yirmibeşlerden<br />
<br />
Nasıl geldi geçti ama Allahu a’lem...<br />
…<br />
Evet Ramazan;<br />
<br />
tuttuğunu koparmakla, pehlivanlığı ve gözü karalığıyla eşkıyalara göz açtırmayıp, bundan mülhem, halk arasında bir nâm alan, kanundan sonra bunu kendisine soyadı olarak ekleyen dedenin hatırasını taşıyıp, başında da mübarek kelimeyi taşımaya çalışmak demek.…<br />
<br />
Ramazan;<br />
<br />
bir de hoş hatıra demek; her karşılaşmada, isme gönderme yaparak: “Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan / Nerelerde kaldın ey Ramazan?” diye zâtımıza seslenen Yavuz Bülent Bâkiler’i hatırlamak demek...!<br />
<br />
Ramazan, ölmek için onu, en güzel zaman dilimi bilip, hitamı bu mevsimde erdirme beklentisi demek…<br />
<br />
***<br />
<br />
Ramazan’ınız hayırlı, mübarek ve bereketli olsun, oruçlarınız kabul olsun.. bu bol tedaîli Ramazan’da, oruç tüten ve kokusu Allah katında en hoş rayiha olan ağızlarınızla yaptığınız dualarınızda şu mücrim kardeşinizi de eksik etmezsiniz inşallah.<br />
 <br />
(isveç..)<br />
<br />
RAMAZAN KERPETEN-SAMANYOLUHABER<br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;">BİR RAMAZAN’IN RAMAZAN’I… <br />
<br />
Ramad, yakacak derecede kızgın taş…<br />
<br />
Ramazan; böyle mevsimlerde oruç tutmak, nefsin en zoruna giden açlıkla sınanmak,<br />
<br />
Ramadların değeni yakması gibi, günahları yakıp kavuran bir ay demek,<br />
<br />
üç ayların üçüncüsü demek…<br />
<br />
Evet, Ramazan;<br />
on bir ayın sultanı. Ümmete tahsis edilmiş bir fırsat sefinesi. Bağrında, “bin aydan daha hayırlı” bir Kadir çekirdeğini barındıran bir zemin.…<br />
Ramazan;<br />
<br />
Şeytan-ı râcim’in bile, sağanak halinde yağan rahmet karşısında bir ümitle başını kaldırması demek!<br />
<br />
Memlekette pide, zeytin, hurma; sahurda, anne elinin mahsulü börekler, bol manili davullar demek!..<br />
<br />
Ramazan;<br />
“Belhüm Edall” kuyularından, derece-i insan düzlemine çıkma arayışları ve çırpınışları demek..!<br />
<br />
Ramazan;<br />
Sultanahmet’lerin, Süleymaniye’lerin eteklerinde yaşayıp da, günde beş vakit salaha ve felaha çağrının rayihasıyla mest olmak, iftarı da haber veren akşam ezanları demek.. Yürek hoplatan, ziyafete çağrı top sesleri demek..! Bu anılarla avunmak demek!<br />
<br />
Ramazan;<br />
arefesinde yâd ellere doğru yelken açmak, geride kalan bu güzelliklere hasret kalmak demek. Dönmemek üzere gitmek, kalıp da kavrulmak demek..!<br />
<br />
Çan sesleri ve katedraller arasında, minareler arasına gerilmiş manidar mahyaları hayal edip iftar demlerini beklemek demek..! “Ezan-ı Muhammedî”nin bu diyarda ve her diyarda şehbal açması ümidiyle yaşamak demek..!<br />
<br />
Ramazan;<br />
Kerbelâ’da Hz.Hüseyin’in / Son Nebi’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) ciğer paresinin ciğerinin susuzluktan kavrulması demek.<br />
<br />
Ve yine Ramazan ;<br />
<br />
Bir yirmibeşinci gününde, bir Kadir gecesinde, seksen küsur yaşında Urfa’da hayata gözlerini yuman Asrın Garibini yürek burkuntusuyla hatırlamak demek..!<br />
<br />
Ramazan;<br />
<br />
Şubat Soğuklarında esen poyrazlarla, kendisine Yesrib olmuş mekanlarda cebrî meskun olmuş Gözyaşı Sultanı’nın hasret ve hicranla geçen yıllarını, beşinci katlardaki teravihlerini özleyişini sinenin derinliklerinde duymak demek..!<br />
<br />
Ramazan;<br />
<br />
bir de acı tedaî demek; gencecikken, şakağına yediği kurşunla, arkada körpecik üç evlat bırakıp giden bir “dayı” demek. Bu yürek paralayan hadisenin arkasında doğmak demek, onun adını yaşatmak, o namın çağrışımları ve ağırlığı altında ezilip gitmek, mahlaslarda hafiflemek demek..! Bir saplantıyla yaşayıp, bir anaforda şu kırık-dökük mısraları yazmak demek:<br />
<br />
Öldüğünde yirmibeşinde<br />
<br />
Var ya da yokmuş, denildiğine göre<br />
<br />
Geride üç elcağız oğluyla<br />
<br />
Kundaktakinin adı Hüsran,<br />
<br />
Böyle biten bir vadeye denk geldiğinden...<br />
<br />
<br />
<br />
Yakışıklıymış, hızlı yaşamış<br />
<br />
Şakağına yediği kurşundan yüzüne<br />
<br />
Akan kana rağmen güleç kalabilen<br />
<br />
Bir yüzü olan dayım Ramazan...<br />
<br />
<br />
<br />
Ölümünden sonra doğmakla onun<br />
<br />
Adını almış olan, onu hiç görmemiş ben<br />
<br />
Hep yirmibeşime geldiğimde öleceğim<br />
<br />
Saplantısıyla yaşadım bugüne değin<br />
<br />
Şükür şu an fazlayım yirmibeşlerden<br />
<br />
Nasıl geldi geçti ama Allahu a’lem...<br />
…<br />
Evet Ramazan;<br />
<br />
tuttuğunu koparmakla, pehlivanlığı ve gözü karalığıyla eşkıyalara göz açtırmayıp, bundan mülhem, halk arasında bir nâm alan, kanundan sonra bunu kendisine soyadı olarak ekleyen dedenin hatırasını taşıyıp, başında da mübarek kelimeyi taşımaya çalışmak demek.…<br />
<br />
Ramazan;<br />
<br />
bir de hoş hatıra demek; her karşılaşmada, isme gönderme yaparak: “Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan / Nerelerde kaldın ey Ramazan?” diye zâtımıza seslenen Yavuz Bülent Bâkiler’i hatırlamak demek...!<br />
<br />
Ramazan, ölmek için onu, en güzel zaman dilimi bilip, hitamı bu mevsimde erdirme beklentisi demek…<br />
<br />
***<br />
<br />
Ramazan’ınız hayırlı, mübarek ve bereketli olsun, oruçlarınız kabul olsun.. bu bol tedaîli Ramazan’da, oruç tüten ve kokusu Allah katında en hoş rayiha olan ağızlarınızla yaptığınız dualarınızda şu mücrim kardeşinizi de eksik etmezsiniz inşallah.<br />
 <br />
(isveç..)<br />
<br />
RAMAZAN KERPETEN-SAMANYOLUHABER<br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[meşru alanda özgürlük]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/mesru-alanda-ozgurluk</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 11:51:28 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/mesru-alanda-ozgurluk</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><div style="text-align: center;"><span style="color: #006400;"><span style="font-weight: bold;">MEŞRU ALANDA ÖZGÜRLÜK... <br />
<br />
İnsan yapısı gereği sınırlandırmalardan hoşlanmaz. Bu sınırlandırmalar kendisi gibi ölümlü bir varlık tarafından yapılıyorsa direnç geliştirir. Eğer sınırlama, sevgi adına yapılıyorsa ve tercih özgürlüğü elinden alınarak bir nevi psikolojik baskıyla yapılıyorsa durum daha da vahimleşir.<br />
<br />
Eşlerin birbirlerini sınırlandırmalarının doğurduğu üzücü sonuçlardan birisi de yalanlardır. İş çıkışı arkadaşlarıyla buluşmak isteyen adam eşine “Toplantım var.” yalanını kolayca söyleyebilir. Bilardo oynamak isteyen bir başkası, iş yeri temizliği için geç kalacağını mazeret gösterebilir. Futbol oynamak için arkadaşına söz veren bir başkası, dernek toplantısına uğraması gerektiğini açıklamaya çalışabilir. <br />
Ya da annesine uğramak isteyen genç kadın, eşi de annesinden haz etmiyorsa, bir zorunluluk uydurabilir. Alışverişe çıkmak isteyen, vitrinlere bakmak isteyen bir başkası, “İşim uzadı.” bahaneleriyle kendisine alan açmaya çalışıyor olabilir.<br />
<br />
Amacım kadınlara ve erkeklere yalan uydurmalarını öğretmek ya da bu türden söylemlere karşı onları kuşkucu yapmak değil elbette. Bugün kendimiz için zorunluluklarımız dışında bir şey yapmak istediğimizde, yapmak istediğimiz şeyin bizim için ne kadar önemli olduğunu anlatabileceğimiz ve de anlaşılmayı umabileceğimiz ilişkiler yaşamıyoruz. <br />
<br />
Hep bir suçluluk duygusu, hep bir kendini anlatma çabası, hep birilerinden bir şeyler çalıyormuşçasına kendimize zaman ayırma çabaları.Yalanlara sığınarak içimizdeki çocuğu tatmin etmeye çalışma…<br />
Sınırlar aşılır ve işin sonunu kotaramayız korkularıyla, sevdiğimizi beyan ettiğimiz insanın hayatına “sevgimiz adına” sınırlar çekmek… Sınırlara uyulmadığında kavga çıkarmak, küsmek, tartışmak… Anlaşmayı başaramadığımız için, oturup konuşamadığımız için, korkularımızla yüzleşmek yerine, diğerinin yaşam alanını sınırlandırarak korkularımızdan kaçmaya çabalama...Kendimize dönmek yerine, diğerini değiştirerek rahatlamaya uğraşma..<br />
<br />
Ayaküstü yalan yalan üstüne söyleniyor. Ailenin temel değişmezi olan güven, yerini güvensizliğe, paranoyaya bırakıyor. Diğerine kendine alan açmak türünden meşru istekleri adına yalan söyleyen insan, kendine karşı kızgınlık geliştiriyor bir süre sonra. Eşine karşı da sürekli bir sorgulanma korkusu.<br />
<br />
“Hep beraber olmalıyız''. ''Biz evliyiz birbirimizin en iyi arkadaşı olmalıyız''. ''Biz birbirimizin zaman geçirdiği tek varlık olmalıyız.” gibi mitler beklenti eşiğini yükseltiyor. Diğer alanlara yer kalmıyor. O zaman da meşru alanlarda özgür bırakılmayan bireyler zamanla uzaklaşmaya, evlilikten ve ilişkiden soğumaya başlıyorlar.<br />
<br />
İnsan, evi ve eşiyle ilgili sorumluluklarını yerine getirdikten sonra meşru alanlarda özgür bırakılırsa, ilişkilerdeki dinamizm ve alınan haz daha da artıyor. Aksi halde eşinin zamanının tamamını isteyen, hepsinden mahrum kalıyor. Belki yapışık ikizler gibi aynı evde kalmayı başarabiliyorlar ama sadece geçici bir süre için. Uzun süreye yayıldığında ise ruhsuz bir ilişkiye dönüştürüyorlar evliliklerini.<br />
Bu durum elbette böyle bir talebi olan eşler için geçerli. Böyle bir talep yoksa, yani kişi için “ev-iş, iş-ev” gibi bir gerçeklik yeterliyse bunları konuşmaya gerek yok.Böyle bir talep sözkonusuysa geçerli bu söylediklerim.Eşim, işim ve kendime ayırdığım bir zaman da olsun üçgeninde yaşamak istenyenlere yönelik konuşuyorum.<br />
<br />
Kendine zaman ayırma şekli ve süresi herkes için değişebilir. Bazıları iş çıkışı bir kitabevinde bir iki saat geçirmek isteyebilir. Bir başkası bir dernekte gönüllü çalışmak, bir diğeri annesinde oturmak ya da arkadaşlarıyla açık havada çay içmek, seminerleri takip etmek, film koleksiyonu yapmak, vitrin bakmak, yürüyüşe çıkmak, akraba ziyaretinde bulunmak… İnsan sayısınca yapılacak alternatif söz konusu. Bunu belirleyen etken, ihtiyaçlarımızın çeşitliliğidir.<br />
<br />
Sorun bunları yapmak isteyişimizden çıkmıyor. Sorun, yapmak istediğimiz bu şeyleri eşimize anlatırken ya da anlatmayı denemeyip yalan söylerken çıkıyor. Sorun bunların varlığı değil; bu isteklerin, diğer isteklerin önüne konmasıyla ilgili. Hikmetsizce kendi isteklerimizin peşinden sürüklenişimizle ilgili. Sonra da faturayı önce karşımıza, sonra da kendimize kesiyoruz.<br />
<br />
Evde yemeğe bekleyen eşi unutup bilardo salonunda çürüdüğümüzde kopuyor kıyamet. Evde kitap koyacak raf kalmadığında… Yemek bekleyen çocukları hazır gıdalarla geçiştirip, vitrin bakmaya doyamadığımızda yaşanıyor bütün sıkıntılar.<br />
<br />
İşte “hayatımız” dediğimiz bu noktada herkese düşen bazı görevler var. Önce kabul edilmesi gereken şey meşru bir alanda sevdiğimiz insanı kendi seçimleriyle baş başa bırakmaktır.Ona nefes alabileceği, kendini kıstırılmış hissetmeyeceği bir meşru özgürlük alanı bırakmak kendimiz için istemenin de başlangıç noktasını oluşturacaktır.<br />
<br />
Sonrasında bize düşen de “kendi özgürlük alanı” olarak belirlediğimiz alanda denge gözetmek. Sınırlara alerjimizi, sınırsızlığa dönüştürmemek... “Ben erkeğim, istediğimi yaparım!” masalına sığınmamak... “Ben de kadınım -çaktırmadan- gizli gizli yaparım.” diye kendimizi aldatmamak.<br />
<br />
Günümüzü doğru bir yapılandırmayla, her şeye zaman kalacağına inananlardanım. Meşru alanlarımızda özgür kaldığımızda, insani gelişimimizi devam ettirebileceğimize inanıyorum. Diğerinin yaşamını kayıt altına alarak, tek başına eğlendiremediğimiz kendimizi, “Ninni söylesin.” diye diğerini başımızda bekletmeye çalışmakla ona yapışıp kalarak bir yere varılacağını sanmıyorum. En azından doğru bir yere…<br />
Beraberce bir şeyler yapmak güzel ama diğerinin yaşam alanını işgal etmek güzel değil. işgalciler sevilmezler, işgalcilerden sadece korkulur.Diğerini işgal eden değil diğeriyle paylaşabilen olmanız dileklerimle... <br />
<br />
NAZLI ÖZBURUN<br />
Evlilik ve Aile Danışmanı - Sosyolog</span></span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><div style="text-align: center;"><span style="color: #006400;"><span style="font-weight: bold;">MEŞRU ALANDA ÖZGÜRLÜK... <br />
<br />
İnsan yapısı gereği sınırlandırmalardan hoşlanmaz. Bu sınırlandırmalar kendisi gibi ölümlü bir varlık tarafından yapılıyorsa direnç geliştirir. Eğer sınırlama, sevgi adına yapılıyorsa ve tercih özgürlüğü elinden alınarak bir nevi psikolojik baskıyla yapılıyorsa durum daha da vahimleşir.<br />
<br />
Eşlerin birbirlerini sınırlandırmalarının doğurduğu üzücü sonuçlardan birisi de yalanlardır. İş çıkışı arkadaşlarıyla buluşmak isteyen adam eşine “Toplantım var.” yalanını kolayca söyleyebilir. Bilardo oynamak isteyen bir başkası, iş yeri temizliği için geç kalacağını mazeret gösterebilir. Futbol oynamak için arkadaşına söz veren bir başkası, dernek toplantısına uğraması gerektiğini açıklamaya çalışabilir. <br />
Ya da annesine uğramak isteyen genç kadın, eşi de annesinden haz etmiyorsa, bir zorunluluk uydurabilir. Alışverişe çıkmak isteyen, vitrinlere bakmak isteyen bir başkası, “İşim uzadı.” bahaneleriyle kendisine alan açmaya çalışıyor olabilir.<br />
<br />
Amacım kadınlara ve erkeklere yalan uydurmalarını öğretmek ya da bu türden söylemlere karşı onları kuşkucu yapmak değil elbette. Bugün kendimiz için zorunluluklarımız dışında bir şey yapmak istediğimizde, yapmak istediğimiz şeyin bizim için ne kadar önemli olduğunu anlatabileceğimiz ve de anlaşılmayı umabileceğimiz ilişkiler yaşamıyoruz. <br />
<br />
Hep bir suçluluk duygusu, hep bir kendini anlatma çabası, hep birilerinden bir şeyler çalıyormuşçasına kendimize zaman ayırma çabaları.Yalanlara sığınarak içimizdeki çocuğu tatmin etmeye çalışma…<br />
Sınırlar aşılır ve işin sonunu kotaramayız korkularıyla, sevdiğimizi beyan ettiğimiz insanın hayatına “sevgimiz adına” sınırlar çekmek… Sınırlara uyulmadığında kavga çıkarmak, küsmek, tartışmak… Anlaşmayı başaramadığımız için, oturup konuşamadığımız için, korkularımızla yüzleşmek yerine, diğerinin yaşam alanını sınırlandırarak korkularımızdan kaçmaya çabalama...Kendimize dönmek yerine, diğerini değiştirerek rahatlamaya uğraşma..<br />
<br />
Ayaküstü yalan yalan üstüne söyleniyor. Ailenin temel değişmezi olan güven, yerini güvensizliğe, paranoyaya bırakıyor. Diğerine kendine alan açmak türünden meşru istekleri adına yalan söyleyen insan, kendine karşı kızgınlık geliştiriyor bir süre sonra. Eşine karşı da sürekli bir sorgulanma korkusu.<br />
<br />
“Hep beraber olmalıyız''. ''Biz evliyiz birbirimizin en iyi arkadaşı olmalıyız''. ''Biz birbirimizin zaman geçirdiği tek varlık olmalıyız.” gibi mitler beklenti eşiğini yükseltiyor. Diğer alanlara yer kalmıyor. O zaman da meşru alanlarda özgür bırakılmayan bireyler zamanla uzaklaşmaya, evlilikten ve ilişkiden soğumaya başlıyorlar.<br />
<br />
İnsan, evi ve eşiyle ilgili sorumluluklarını yerine getirdikten sonra meşru alanlarda özgür bırakılırsa, ilişkilerdeki dinamizm ve alınan haz daha da artıyor. Aksi halde eşinin zamanının tamamını isteyen, hepsinden mahrum kalıyor. Belki yapışık ikizler gibi aynı evde kalmayı başarabiliyorlar ama sadece geçici bir süre için. Uzun süreye yayıldığında ise ruhsuz bir ilişkiye dönüştürüyorlar evliliklerini.<br />
Bu durum elbette böyle bir talebi olan eşler için geçerli. Böyle bir talep yoksa, yani kişi için “ev-iş, iş-ev” gibi bir gerçeklik yeterliyse bunları konuşmaya gerek yok.Böyle bir talep sözkonusuysa geçerli bu söylediklerim.Eşim, işim ve kendime ayırdığım bir zaman da olsun üçgeninde yaşamak istenyenlere yönelik konuşuyorum.<br />
<br />
Kendine zaman ayırma şekli ve süresi herkes için değişebilir. Bazıları iş çıkışı bir kitabevinde bir iki saat geçirmek isteyebilir. Bir başkası bir dernekte gönüllü çalışmak, bir diğeri annesinde oturmak ya da arkadaşlarıyla açık havada çay içmek, seminerleri takip etmek, film koleksiyonu yapmak, vitrin bakmak, yürüyüşe çıkmak, akraba ziyaretinde bulunmak… İnsan sayısınca yapılacak alternatif söz konusu. Bunu belirleyen etken, ihtiyaçlarımızın çeşitliliğidir.<br />
<br />
Sorun bunları yapmak isteyişimizden çıkmıyor. Sorun, yapmak istediğimiz bu şeyleri eşimize anlatırken ya da anlatmayı denemeyip yalan söylerken çıkıyor. Sorun bunların varlığı değil; bu isteklerin, diğer isteklerin önüne konmasıyla ilgili. Hikmetsizce kendi isteklerimizin peşinden sürüklenişimizle ilgili. Sonra da faturayı önce karşımıza, sonra da kendimize kesiyoruz.<br />
<br />
Evde yemeğe bekleyen eşi unutup bilardo salonunda çürüdüğümüzde kopuyor kıyamet. Evde kitap koyacak raf kalmadığında… Yemek bekleyen çocukları hazır gıdalarla geçiştirip, vitrin bakmaya doyamadığımızda yaşanıyor bütün sıkıntılar.<br />
<br />
İşte “hayatımız” dediğimiz bu noktada herkese düşen bazı görevler var. Önce kabul edilmesi gereken şey meşru bir alanda sevdiğimiz insanı kendi seçimleriyle baş başa bırakmaktır.Ona nefes alabileceği, kendini kıstırılmış hissetmeyeceği bir meşru özgürlük alanı bırakmak kendimiz için istemenin de başlangıç noktasını oluşturacaktır.<br />
<br />
Sonrasında bize düşen de “kendi özgürlük alanı” olarak belirlediğimiz alanda denge gözetmek. Sınırlara alerjimizi, sınırsızlığa dönüştürmemek... “Ben erkeğim, istediğimi yaparım!” masalına sığınmamak... “Ben de kadınım -çaktırmadan- gizli gizli yaparım.” diye kendimizi aldatmamak.<br />
<br />
Günümüzü doğru bir yapılandırmayla, her şeye zaman kalacağına inananlardanım. Meşru alanlarımızda özgür kaldığımızda, insani gelişimimizi devam ettirebileceğimize inanıyorum. Diğerinin yaşamını kayıt altına alarak, tek başına eğlendiremediğimiz kendimizi, “Ninni söylesin.” diye diğerini başımızda bekletmeye çalışmakla ona yapışıp kalarak bir yere varılacağını sanmıyorum. En azından doğru bir yere…<br />
Beraberce bir şeyler yapmak güzel ama diğerinin yaşam alanını işgal etmek güzel değil. işgalciler sevilmezler, işgalcilerden sadece korkulur.Diğerini işgal eden değil diğeriyle paylaşabilen olmanız dileklerimle... <br />
<br />
NAZLI ÖZBURUN<br />
Evlilik ve Aile Danışmanı - Sosyolog</span></span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hoş geldin eylül.]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/Hos-geldin-eylul</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 11:45:53 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/Hos-geldin-eylul</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><div style="text-align: center;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #8B4513;">  <img class="postimage" src="http://img2.blogcu.com/images/m/i/d/midnightsoul/blad4vn.jpg" border="0" alt="[Resim: blad4vn.jpg&#93;" /><br />
<br />
Son bahar bir şiirle karşılanır,<br />
<br />
bir hüzünle konuk edilir,<br />
<br />
bir masalla uğurlanır...<br />
<br />
Gelen hazandır,hüzündür;<br />
<br />
yalnızlaştırır...<br />
<br />
Hoş geldin eylül...<br />
<br />
<br />
(nurdal durmuş)</span></span></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><div style="text-align: center;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #8B4513;">  <img class="postimage" src="http://img2.blogcu.com/images/m/i/d/midnightsoul/blad4vn.jpg" border="0" alt="[Resim: blad4vn.jpg]" /><br />
<br />
Son bahar bir şiirle karşılanır,<br />
<br />
bir hüzünle konuk edilir,<br />
<br />
bir masalla uğurlanır...<br />
<br />
Gelen hazandır,hüzündür;<br />
<br />
yalnızlaştırır...<br />
<br />
Hoş geldin eylül...<br />
<br />
<br />
(nurdal durmuş)</span></span></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayırlı ömürler "y.emre terzi"]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/Hayirli-omurler-y-emre-terzi</link>
			<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 11:30:07 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/Hayirli-omurler-y-emre-terzi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;"> <div style="text-align: center;">  Şiirleriyle tanıdığımız fanımızın emektar üyesi; <br />
<br />
"Daussıla"(<a href="http://www.esrefziyafan.com/member.php?action=profile&amp;uid=181" target="_blank">yunus emre</a>)kardeşim<br />
<br />
yeni yaşını tebrik ediyor mevlam hayırlı uzun ömerler versin.<br />
<br />
Hizmet yolunda önde giden ışık süvarilerinden olursun inşaallah...<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.zamanmekan.com/wp-content/uploads/2008/12/daussila.jpg" border="0" alt="[Resim: daussila.jpg&#93;" /></span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #696969;"> <div style="text-align: center;">  Şiirleriyle tanıdığımız fanımızın emektar üyesi; <br />
<br />
"Daussıla"(<a href="http://www.esrefziyafan.com/member.php?action=profile&amp;uid=181" target="_blank">yunus emre</a>)kardeşim<br />
<br />
yeni yaşını tebrik ediyor mevlam hayırlı uzun ömerler versin.<br />
<br />
Hizmet yolunda önde giden ışık süvarilerinden olursun inşaallah...<br />
<br />
<img class="postimage" src="http://www.zamanmekan.com/wp-content/uploads/2008/12/daussila.jpg" border="0" alt="[Resim: daussila.jpg]" /></span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bir kese altın]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/bir-kese-altin</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 12:36:37 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/bir-kese-altin</guid>
			<description><![CDATA[süfyân-ı sevrî hazretleri son anlarını yaşıyordu. yastığının altından bir kese çıkardı. içinde altınlar vardı. yanındaki dostlarına, 'unu sadâka olarak dağıtın' buyurdu.<br />
<br />
dostları bu hâli hayretle karşıladılar ve 'Allah Allah!süfyân-ı sevrî dünya malına ehemmiyet vermez, yanında dünyalık bulundurmazdı. bu kadar parayı saklamanın sebebi ne ola ki?'diye birbirlerine sordular.<br />
<br />
süfyân-ı Sevrî hazretleri onların şaşkınlığını görünce, durumu şöyle izah etti:<br />
<br />
'bu para ile, ben, dinimi korudum. şeytanımı ve nefsimi susturdum. nefis ve şeytan ne zaman bana,'giyecek bir şeyin yok. bunlar için dünyaya çalış, dünyalık kazan diye vesvese vermeye çalışsalar onlara bu altınları gösterir, başımdan kovardım, bu altınları onlara karşı silah olarak kullanırdım.'<br />
<br />
altınlar dağıtıldıktan sonra, süfyân-ı sevrî hazretleri de vefat etti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[süfyân-ı sevrî hazretleri son anlarını yaşıyordu. yastığının altından bir kese çıkardı. içinde altınlar vardı. yanındaki dostlarına, 'unu sadâka olarak dağıtın' buyurdu.<br />
<br />
dostları bu hâli hayretle karşıladılar ve 'Allah Allah!süfyân-ı sevrî dünya malına ehemmiyet vermez, yanında dünyalık bulundurmazdı. bu kadar parayı saklamanın sebebi ne ola ki?'diye birbirlerine sordular.<br />
<br />
süfyân-ı Sevrî hazretleri onların şaşkınlığını görünce, durumu şöyle izah etti:<br />
<br />
'bu para ile, ben, dinimi korudum. şeytanımı ve nefsimi susturdum. nefis ve şeytan ne zaman bana,'giyecek bir şeyin yok. bunlar için dünyaya çalış, dünyalık kazan diye vesvese vermeye çalışsalar onlara bu altınları gösterir, başımdan kovardım, bu altınları onlara karşı silah olarak kullanırdım.'<br />
<br />
altınlar dağıtıldıktan sonra, süfyân-ı sevrî hazretleri de vefat etti.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Amatörce benden photoshoplar:)]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/Amatorce-benden-photoshoplar</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 04:59:31 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/Amatorce-benden-photoshoplar</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1008.hizliresim.com/2010/8/31/1081.jpg" border="0" alt="[Resim: 1081.jpg&#93;" /></a><br />
<br />
<br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1008.hizliresim.com/2010/8/31/1084.jpg" border="0" alt="[Resim: 1084.jpg&#93;" /></a><br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1008.hizliresim.com/2010/8/31/1087.jpg" border="0" alt="[Resim: 1087.jpg&#93;" /></a><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-style: italic;"><br />
<span style="font-weight: bold;">El emeği göz nuru<img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="smile" title="smile" /><br />
<br />
Eğer beğenirseniz devamı bulunmakta arkadaşlar...</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1008.hizliresim.com/2010/8/31/1081.jpg" border="0" alt="[Resim: 1081.jpg]" /></a><br />
<br />
<br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1008.hizliresim.com/2010/8/31/1084.jpg" border="0" alt="[Resim: 1084.jpg]" /></a><br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://urlal.com/dqqf" target="_blank"><img class="postimage" src="http://i1008.hizliresim.com/2010/8/31/1087.jpg" border="0" alt="[Resim: 1087.jpg]" /></a><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-style: italic;"><br />
<span style="font-weight: bold;">El emeği göz nuru<img class="postimage" src="http://www.esrefziyafan.com/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="smile" title="smile" /><br />
<br />
Eğer beğenirseniz devamı bulunmakta arkadaşlar...</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AHİRETE KALSIN]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/AHIRETE-KALSIN</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 00:20:46 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/AHIRETE-KALSIN</guid>
			<description><![CDATA[Ahirete Kalsın<br />
<br />
Duygularım ağlıyor gözlerime inat<br />
Sanki gelmeyecek mi önümüze sırat<br />
Bekleme gelmez o  güzelim  kırat<br />
Yalanlarla dolu bir dünyaya gelmedik mi<br />
<br />
<br />
Gönlümden yakılsın kandilin ateşleri<br />
Gözbebeklerim sussun bozulsun ahenkleri<br />
Kelebeğin mahsun kanadındaki  renkleri<br />
Ahirete kalsın dünyanın zevkleri<br />
<br />
<br />
        <br />
          Yunus Emre Terzi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ahirete Kalsın<br />
<br />
Duygularım ağlıyor gözlerime inat<br />
Sanki gelmeyecek mi önümüze sırat<br />
Bekleme gelmez o  güzelim  kırat<br />
Yalanlarla dolu bir dünyaya gelmedik mi<br />
<br />
<br />
Gönlümden yakılsın kandilin ateşleri<br />
Gözbebeklerim sussun bozulsun ahenkleri<br />
Kelebeğin mahsun kanadındaki  renkleri<br />
Ahirete kalsın dünyanın zevkleri<br />
<br />
<br />
        <br />
          Yunus Emre Terzi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mustafa Cihat Seyr Fm'de..]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/Mustafa-Cihat-Seyr-Fm-de</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 00:09:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/Mustafa-Cihat-Seyr-Fm-de</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="font-weight: bold;">Es'selam...<br />
Bizim okuldan bi hocanın Seyr Fm de programı oluyor..30 Ağustos yani yarın ki konuğu Mustafa Cihat...Güzel sohbet olacağını düşünüyorum...<br />
Saat 17:30 da İstanbul frekansı 102.2...<br />
Dinlemek isteyenleriniz olur diye düşündüm..(:</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-family: Trebuchet MS;"><span style="font-weight: bold;">Es'selam...<br />
Bizim okuldan bi hocanın Seyr Fm de programı oluyor..30 Ağustos yani yarın ki konuğu Mustafa Cihat...Güzel sohbet olacağını düşünüyorum...<br />
Saat 17:30 da İstanbul frekansı 102.2...<br />
Dinlemek isteyenleriniz olur diye düşündüm..(:</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Adem Şahin - Haram Geceler]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/Adem-Sahin-Haram-Geceler</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 20:38:42 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/Adem-Sahin-Haram-Geceler</guid>
			<description><![CDATA[<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/xem641&amp;related=0" width="420px" height="336px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.dailymotion.com/swf/xem641&amp;related=0" target="_blank">http://www.dailymotion.com/swf/xem641&amp;related=0</a></noembed></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/xem641&amp;related=0" width="420px" height="336px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.dailymotion.com/swf/xem641&amp;related=0" target="_blank">http://www.dailymotion.com/swf/xem641&amp;related=0</a></noembed></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İlkay Akkaya - Gidemem]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/Ilkay-Akkaya-Gidemem</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 16:04:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/Ilkay-Akkaya-Gidemem</guid>
			<description><![CDATA[Aßimin choq sevDiqi beNiDe tuTkunu yapTıqı Ezqi sizLerLe payLa&#36;ıorum...!!<br />
<br />
<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=1229698" width="425px" height="355px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=1229698" target="_blank">http://www.izlesene.com/player2.swf?video=1229698</a></noembed></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Aßimin choq sevDiqi beNiDe tuTkunu yapTıqı Ezqi sizLerLe payLa&#36;ıorum...!!<br />
<br />
<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=1229698" width="425px" height="355px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.izlesene.com/player2.swf?video=1229698" target="_blank">http://www.izlesene.com/player2.swf?video=1229698</a></noembed></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[=   dua  =]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/dua--5658</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 14:55:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/dua--5658</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #006400;"></span>Ey Rabbim şu karanlık yolları bizi sana ulaştıran yollar et...                ihtirasla kilitlenmiş kolları birbirini kucaklayan kollar et ...                       muhabbetin gönlümüzde haz olsun , güttüğümüz hakka varan iz olsun, önümüzde uçurumlar düz olsun , yolumuzda dikenleri gül et ,bizi sana layık kullar et , efendimize layık ümmet et...     <span style="color: #006400;"> amin...amin...amin..</span>[/code&#93;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #006400;"></span>Ey Rabbim şu karanlık yolları bizi sana ulaştıran yollar et...                ihtirasla kilitlenmiş kolları birbirini kucaklayan kollar et ...                       muhabbetin gönlümüzde haz olsun , güttüğümüz hakka varan iz olsun, önümüzde uçurumlar düz olsun , yolumuzda dikenleri gül et ,bizi sana layık kullar et , efendimize layık ümmet et...     <span style="color: #006400;"> amin...amin...amin..</span>[/code]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[duaların kabul olmamasının sebebi]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/dualarin-kabul-olmamasinin-sebebi</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 14:46:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/dualarin-kabul-olmamasinin-sebebi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: medium;">        İbrahim bin ethem hz. bir gün basra çarşısında gezerken sormuşlar.                                                         -bizim dualarımız  neden kabul olmuyor ?oysaki Mevlateala ayeti kerimesinde ''bana dua edin kabul edeyim'' buyuruyor..ama bizim dualarımız kabul olmuyor dediler...                                                                                             -sizin kalbiniz ölmüş duanızın kabul olmamasının 10 sebebi vardır...                   1) Allahı biliyor hakkını vermiyor emirlerini yapmıyorsunuz.                               2)Kur'anı okuyor amel etmiyorsunuz.                                                         3)Rasulüllahı seviyorsunuz sünnetlerini yapmıyorsunuz.                                  4)Şeytan'a düşman deyip , dediklerini yapıyorsunuz.                                     5)Cenneti istiyor onun için çalışmıyorsunuz.                                                 6)Cehennemden korktunuzu söylüyor yasaklarından kaçmıyorsunuz.                 7)Ölüm haktır diyor ölüm için birşey yapmıyorsunuz.                                     8)İnsanların ayıplarını araştırıyor kendi ayıplarınızı örtüyorsunuz.                      9)Allahütealanın nimetlerini yiyip şükür etmiyorsunuz.                                    10)Ölüleri defnedip ibret almıyorsunuz...</span></span>         Allahüteala hz. bunlardan uzak durup duaları kabul olunan halis kullarından eylesin bizleri...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: medium;">        İbrahim bin ethem hz. bir gün basra çarşısında gezerken sormuşlar.                                                         -bizim dualarımız  neden kabul olmuyor ?oysaki Mevlateala ayeti kerimesinde ''bana dua edin kabul edeyim'' buyuruyor..ama bizim dualarımız kabul olmuyor dediler...                                                                                             -sizin kalbiniz ölmüş duanızın kabul olmamasının 10 sebebi vardır...                   1) Allahı biliyor hakkını vermiyor emirlerini yapmıyorsunuz.                               2)Kur'anı okuyor amel etmiyorsunuz.                                                         3)Rasulüllahı seviyorsunuz sünnetlerini yapmıyorsunuz.                                  4)Şeytan'a düşman deyip , dediklerini yapıyorsunuz.                                     5)Cenneti istiyor onun için çalışmıyorsunuz.                                                 6)Cehennemden korktunuzu söylüyor yasaklarından kaçmıyorsunuz.                 7)Ölüm haktır diyor ölüm için birşey yapmıyorsunuz.                                     8)İnsanların ayıplarını araştırıyor kendi ayıplarınızı örtüyorsunuz.                      9)Allahütealanın nimetlerini yiyip şükür etmiyorsunuz.                                    10)Ölüleri defnedip ibret almıyorsunuz...</span></span>         Allahüteala hz. bunlardan uzak durup duaları kabul olunan halis kullarından eylesin bizleri...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mustafa Dursun    "Ey Şehit"]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/Mustafa-Dursun-Ey-Sehit</link>
			<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 00:17:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/Mustafa-Dursun-Ey-Sehit</guid>
			<description><![CDATA[Beni ezgilere bağlayan, ezgilerden bir tanesi...<br />
Siz değerli kardeşlerimle paylaşmak istedim.<br />
<br />
<br />
<br />
<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/xdwtqk&amp;related=0" width="420px" height="336px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.dailymotion.com/swf/xdwtqk&amp;related=0" target="_blank">http://www.dailymotion.com/swf/xdwtqk&amp;related=0</a></noembed></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Beni ezgilere bağlayan, ezgilerden bir tanesi...<br />
Siz değerli kardeşlerimle paylaşmak istedim.<br />
<br />
<br />
<br />
<div><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/xdwtqk&amp;related=0" width="420px" height="336px" wmode="transparent" quality="high" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="never" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" autoplay="false" autostart="false" /><noembed><a href="http://www.dailymotion.com/swf/xdwtqk&amp;related=0" target="_blank">http://www.dailymotion.com/swf/xdwtqk&amp;related=0</a></noembed></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>