<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Eşref Ziya Fan - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.esrefziyafan.com/</link>
		<description><![CDATA[Eşref Ziya Fan - http://www.esrefziyafan.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 03:34:24 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Nimet...]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2335</link>
			<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 03:19:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2335</guid>
			<description><![CDATA[Dünyada her nimeti bıraksam ne çıkar ki,<br />
Orada O varken, burada bırakılmaz ne var ki?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dünyada her nimeti bıraksam ne çıkar ki,<br />
Orada O varken, burada bırakılmaz ne var ki?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sitemizi taşıyacağız?!]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2334</link>
			<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 23:28:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2334</guid>
			<description><![CDATA[Duyduk duymadık demeyin,1 gün kadar kapalıyız,sonra full açığız:)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Duyduk duymadık demeyin,1 gün kadar kapalıyız,sonra full açığız:)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AĞLARIM YAR AĞLARIM,SESİM DUYULMAZ]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2333</link>
			<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 19:26:14 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2333</guid>
			<description><![CDATA[Ağlarım yar ağlarım,<br />
Sesim duyulmaz.<br />
Sana olan sevgim,<br />
Dünyalara sığmaz.<br />
<br />
Gece gündüz seni ararım<br />
Aşkın ile yanarım,<br />
Senin için hep ağlarım<br />
ağlarım yar ağlarım,<br />
Sesim duyulmaz.<br />
<br />
Sen ki hiç tanımadın beni,<br />
Ben candan gördüm seni,<br />
Görür görmez sevdim seni,<br />
Ağlarım yar ağlarım,<br />
Sesim duyulmaz.<br />
<br />
Olmayacak şeydir,bilirim,<br />
Bile bile seni çok severim,<br />
Yüreğim burkulur,kan ağlar yüreğim,<br />
Ağlarım yar ağlarım sesim duyulmaz.<br />
<br />
Adını hep anarım,<br />
Gece gündüz ağlarım,<br />
Aşkınla figanı dağlarım,<br />
Ağlarım yar ağlarım<br />
Sesim duyulmaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ağlarım yar ağlarım,<br />
Sesim duyulmaz.<br />
Sana olan sevgim,<br />
Dünyalara sığmaz.<br />
<br />
Gece gündüz seni ararım<br />
Aşkın ile yanarım,<br />
Senin için hep ağlarım<br />
ağlarım yar ağlarım,<br />
Sesim duyulmaz.<br />
<br />
Sen ki hiç tanımadın beni,<br />
Ben candan gördüm seni,<br />
Görür görmez sevdim seni,<br />
Ağlarım yar ağlarım,<br />
Sesim duyulmaz.<br />
<br />
Olmayacak şeydir,bilirim,<br />
Bile bile seni çok severim,<br />
Yüreğim burkulur,kan ağlar yüreğim,<br />
Ağlarım yar ağlarım sesim duyulmaz.<br />
<br />
Adını hep anarım,<br />
Gece gündüz ağlarım,<br />
Aşkınla figanı dağlarım,<br />
Ağlarım yar ağlarım<br />
Sesim duyulmaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[GerislerFM Sizlerle]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2332</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 22:13:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2332</guid>
			<description><![CDATA[tüm müziklerin yer aldıgı yerel radyomuza herkesi bekleriz.slow-arabesk-yabancı ve türkçe pop-rock tüm listeler istekleri bekliyoruz bütün eşrefziyafan ailesi olarak.<br />
<br />
http://www.gerislerfm.tr.gg]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[tüm müziklerin yer aldıgı yerel radyomuza herkesi bekleriz.slow-arabesk-yabancı ve türkçe pop-rock tüm listeler istekleri bekliyoruz bütün eşrefziyafan ailesi olarak.<br />
<br />
http://www.gerislerfm.tr.gg]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ateş Lazım Oldu]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2331</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 21:01:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2331</guid>
			<description><![CDATA[Abbasi'lerin ünlü halifesi Harun Reşid zamanında yaşamış olan Behlül Dana (VIII. yüzyıl) dönemin evliyasındandı. Zaman zaman aklından zoru olan kimselere has tavırlar takınır, herkes de bundan dolayı kendisini deli sanırdı. Ama bunu maksatlı yapardı. Behlül Dana hazretleri daima Harun Rediş'in yakınında bulunur, çeşitli sebepler hasıl ederek onu uyarırdı. Bir gün Behlül Dana hazretleri, üstü başı toz toprak içinde uzun bir yolculukan gelmiş olmanın belirtileri ile Harun Reşid'in huzuruna çıktı. Harun Reşid sordu:<br />
<br />
- Be ne hal Behlül, nereden geliyorsun?<br />
<br />
- Cehennemden geliyorum ey hükümdar.<br />
<br />
- Ne işin vardı cehennemde?<br />
<br />
- Ateş lazım oldu da ateş almaya gittim.<br />
<br />
- Peki, getirdin mi bari?<br />
<br />
- Hayır efendim getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar "Sanıldığı gibi burada ateş bulunmaz, ateşi herkes dünyadan kendisi getirir" dediler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Abbasi'lerin ünlü halifesi Harun Reşid zamanında yaşamış olan Behlül Dana (VIII. yüzyıl) dönemin evliyasındandı. Zaman zaman aklından zoru olan kimselere has tavırlar takınır, herkes de bundan dolayı kendisini deli sanırdı. Ama bunu maksatlı yapardı. Behlül Dana hazretleri daima Harun Rediş'in yakınında bulunur, çeşitli sebepler hasıl ederek onu uyarırdı. Bir gün Behlül Dana hazretleri, üstü başı toz toprak içinde uzun bir yolculukan gelmiş olmanın belirtileri ile Harun Reşid'in huzuruna çıktı. Harun Reşid sordu:<br />
<br />
- Be ne hal Behlül, nereden geliyorsun?<br />
<br />
- Cehennemden geliyorum ey hükümdar.<br />
<br />
- Ne işin vardı cehennemde?<br />
<br />
- Ateş lazım oldu da ateş almaya gittim.<br />
<br />
- Peki, getirdin mi bari?<br />
<br />
- Hayır efendim getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar "Sanıldığı gibi burada ateş bulunmaz, ateşi herkes dünyadan kendisi getirir" dediler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bütün FAN'daki kardeşlerimizle beraber DUA'ya ne dersiniz???]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2330</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 20:36:07 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2330</guid>
			<description><![CDATA[S.A.Arkadaşlar!<br />
Bu siteye ilk üye olduğumdan itibaren,birbirimizi hiç tanımasakta,düşüncelerimizi,paylaştık.Yakın arkadaşlık edenler bile oldu.Yeri geldi dualarda buluştuk...Şimdi CEYLİN kardeşimizin anneannesi için,birlikte duaya ne dersiniz?<br />
<br />
Kardeşimizii bu sıkıntılı anında yanında olalım inş.Anneannesi yoğun bakımda...CEYLİN kardeşimiz anneannesine çok düşkün ve çok çok üzülüyor.Bildiğim kadarıyla da yanından hiç ayrılmıyor.tel.de görüştük,sürekli hastanede...En azından dualarımızla onu yalnız bırakmayalım...Okuyabilenlerden 1 yasin okumalarını rica ediyorum...inş.bizlerde sevabına nail oluruz...<br />
<br />
<br />
CEYLİN'immmmm üzülme canım benim ALLAH herşeyin hayırlısını bilir,anneannene acil şifalar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[S.A.Arkadaşlar!<br />
Bu siteye ilk üye olduğumdan itibaren,birbirimizi hiç tanımasakta,düşüncelerimizi,paylaştık.Yakın arkadaşlık edenler bile oldu.Yeri geldi dualarda buluştuk...Şimdi CEYLİN kardeşimizin anneannesi için,birlikte duaya ne dersiniz?<br />
<br />
Kardeşimizii bu sıkıntılı anında yanında olalım inş.Anneannesi yoğun bakımda...CEYLİN kardeşimiz anneannesine çok düşkün ve çok çok üzülüyor.Bildiğim kadarıyla da yanından hiç ayrılmıyor.tel.de görüştük,sürekli hastanede...En azından dualarımızla onu yalnız bırakmayalım...Okuyabilenlerden 1 yasin okumalarını rica ediyorum...inş.bizlerde sevabına nail oluruz...<br />
<br />
<br />
CEYLİN'immmmm üzülme canım benim ALLAH herşeyin hayırlısını bilir,anneannene acil şifalar...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Senin Aşkınla]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2329</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 15:29:54 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2329</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Ayaklarının altından bir toz düşer mi diye;<br />
Arkandan bir ümit yürüyenler var,<br />
Sana dokunan rüzgâr ne zaman gelir Ey sevgili<br />
Okyanusun tam ortasında çakılıp kalmış<br />
Nefessiz yelkenler, yorgun kaptanlar var.<br />
Azad ettiklerin gidemedi,bir ümit kapının önünde<br />
Sensizliği ebedi esaret sayan kölelerin var<br />
Saraylarının önünde çağrını bekliyor bak<br />
Tacını tahtını yakıp sana koşacak sultanların var<br />
Analar babalar uğruna feda olmadı mı bir bir<br />
Daha feda olunacak canlar, cananlar var<br />
Adım adım gezdiğin topraklar bahtiyar ey sevgili<br />
Ayaklarını öpememiş daha nice mekanlar var<br />
Bir gör başını okşadığın çocukların mutluluğunu<br />
Başları tozlu,avuçlarına hasret nice yetimlerin var<br />
Seni gören gözler ışıltıya gark oldu,sırrına erdi görmenin<br />
Gözünün yaşı silinmemiş daha bekleyenlerin var<br />
En güzel şarkısını sana söylüyor bülbül<br />
Güllerin de senin için ayırdığı bir demet gülü var<br />
<br />
Şair son noktasını koyamadı şiirinin<br />
İlhamına muhtaç son dörtlüğü var<br />
Bir sürü eksik renk paletinde ressamların<br />
Fırçalar bir bir boşluğa vurup duruyor<br />
Ab-ı hayat terine banıp tamamlanacak resimler var<br />
Müezzinlerin yetmiyor nefesleri bir duy<br />
La ilahe illALLAH   'ınla tamamlanacak ezanların var<br />
<br />
Kucağında binlerce şehit gözlerini yummadı mı<br />
Bak ufuklara mıh gibi çakılmış kalmış<br />
Mübarek ellerini bekleyen açık kalmış gözler var<br />
Mezarları başında yazısız taşlar,isimsiz ölüler <br />
Gelip kaleminle ümmetimdir yazarsın diye<br />
Sabırla bekleyen naaşlar var,ölüler var<br />
Ordular dağınık,kumandanlar şaşkın<br />
Eğeri hazırlanmış başıboş duruyor en önde<br />
Seninle şaha kalkacak,bembeyaz küheylanın var<br />
<br />
Cehenneme götürülüyorken günahkarlar saf saf<br />
İçlerinde dönüp dönüp ardına bakanlar var<br />
Ne kadar olsalar da günahkar<br />
Son anda yetişecek peygamberi var<br />
Dünya döner,şems döner,aşkınla feza döner<br />
Daha ellerinden tutup dönecek Mevlanalar var<br />
Sevgi tükeniyor Yunus 'un tereddüdü bundan<br />
Sevgisini tazeleyecek sevgilisine ihtiyacı var<br />
<br />
Var olanlar senin varlığınla vardı<br />
Her varlığın sana ihtiyacı var<br />
Sensiz çıkan yollar yokluğa vardı<br />
Varlığımızın sebebi efendim <br />
ÜMMETİN SANA İHTİYACI VAR......YA RESULLALLAH   <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Reha Yeprem]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Ayaklarının altından bir toz düşer mi diye;<br />
Arkandan bir ümit yürüyenler var,<br />
Sana dokunan rüzgâr ne zaman gelir Ey sevgili<br />
Okyanusun tam ortasında çakılıp kalmış<br />
Nefessiz yelkenler, yorgun kaptanlar var.<br />
Azad ettiklerin gidemedi,bir ümit kapının önünde<br />
Sensizliği ebedi esaret sayan kölelerin var<br />
Saraylarının önünde çağrını bekliyor bak<br />
Tacını tahtını yakıp sana koşacak sultanların var<br />
Analar babalar uğruna feda olmadı mı bir bir<br />
Daha feda olunacak canlar, cananlar var<br />
Adım adım gezdiğin topraklar bahtiyar ey sevgili<br />
Ayaklarını öpememiş daha nice mekanlar var<br />
Bir gör başını okşadığın çocukların mutluluğunu<br />
Başları tozlu,avuçlarına hasret nice yetimlerin var<br />
Seni gören gözler ışıltıya gark oldu,sırrına erdi görmenin<br />
Gözünün yaşı silinmemiş daha bekleyenlerin var<br />
En güzel şarkısını sana söylüyor bülbül<br />
Güllerin de senin için ayırdığı bir demet gülü var<br />
<br />
Şair son noktasını koyamadı şiirinin<br />
İlhamına muhtaç son dörtlüğü var<br />
Bir sürü eksik renk paletinde ressamların<br />
Fırçalar bir bir boşluğa vurup duruyor<br />
Ab-ı hayat terine banıp tamamlanacak resimler var<br />
Müezzinlerin yetmiyor nefesleri bir duy<br />
La ilahe illALLAH   'ınla tamamlanacak ezanların var<br />
<br />
Kucağında binlerce şehit gözlerini yummadı mı<br />
Bak ufuklara mıh gibi çakılmış kalmış<br />
Mübarek ellerini bekleyen açık kalmış gözler var<br />
Mezarları başında yazısız taşlar,isimsiz ölüler <br />
Gelip kaleminle ümmetimdir yazarsın diye<br />
Sabırla bekleyen naaşlar var,ölüler var<br />
Ordular dağınık,kumandanlar şaşkın<br />
Eğeri hazırlanmış başıboş duruyor en önde<br />
Seninle şaha kalkacak,bembeyaz küheylanın var<br />
<br />
Cehenneme götürülüyorken günahkarlar saf saf<br />
İçlerinde dönüp dönüp ardına bakanlar var<br />
Ne kadar olsalar da günahkar<br />
Son anda yetişecek peygamberi var<br />
Dünya döner,şems döner,aşkınla feza döner<br />
Daha ellerinden tutup dönecek Mevlanalar var<br />
Sevgi tükeniyor Yunus 'un tereddüdü bundan<br />
Sevgisini tazeleyecek sevgilisine ihtiyacı var<br />
<br />
Var olanlar senin varlığınla vardı<br />
Her varlığın sana ihtiyacı var<br />
Sensiz çıkan yollar yokluğa vardı<br />
Varlığımızın sebebi efendim <br />
ÜMMETİN SANA İHTİYACI VAR......YA RESULLALLAH   <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Reha Yeprem]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünyanın En Küçük Kızı]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2328</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 15:21:19 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2328</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Dünyanın &#8216;en küçük&#8217; kızı<br />
HİNDİSTANLI 15 yaşındaki genç kız Jyoti Amge, 61 santimetrelik boyuyla &#8220;dünyanın en küçük kızı&#8221; olarak kayıtlara geçti.<br />
Hindistan Rekorlar Kitabı&#8217;na giren Jyoti Amge, normal boyutlarda dünyaya gelmesine rağmen daha sonra çok az gelişti. Bir cücelik türü olan &#8216;akondroplazi&#8217;den mustarip olan Amge, şu anda 15 yaşında olmasına rağmen yalnızca 61 cm boyunda ve 5 kg ağırlığında.<br />
<br />
<br />
<br />
Okulda kendisi için özel olarak hazırlanan minyatür bir sırada oturan Amge, ileride bir Bollywood yıldızı olmak istiyor. Amge, şimdiden Hindistan&#8217;ın popüler şarkıcılarından Mika Singh ile birlikte bir albüm çıkarmış.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Dünyanın &#8216;en küçük&#8217; kızı<br />
HİNDİSTANLI 15 yaşındaki genç kız Jyoti Amge, 61 santimetrelik boyuyla &#8220;dünyanın en küçük kızı&#8221; olarak kayıtlara geçti.<br />
Hindistan Rekorlar Kitabı&#8217;na giren Jyoti Amge, normal boyutlarda dünyaya gelmesine rağmen daha sonra çok az gelişti. Bir cücelik türü olan &#8216;akondroplazi&#8217;den mustarip olan Amge, şu anda 15 yaşında olmasına rağmen yalnızca 61 cm boyunda ve 5 kg ağırlığında.<br />
<br />
<br />
<br />
Okulda kendisi için özel olarak hazırlanan minyatür bir sırada oturan Amge, ileride bir Bollywood yıldızı olmak istiyor. Amge, şimdiden Hindistan&#8217;ın popüler şarkıcılarından Mika Singh ile birlikte bir albüm çıkarmış.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[DAĞLAR GEÇİT VERİN]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2327</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 10:48:54 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2327</guid>
			<description><![CDATA[YARE SELAM GÖTÜREN<br />
TURNAM VURULDU<br />
NE YAMAN HALLERDEYİM<br />
<br />
YARE SELAM GÖTÜREN<br />
TURNAM VURULDU<br />
NE YAMAN ELLERDEYİM<br />
<br />
DAĞLAR GEÇİT VERİN<br />
BULUTLAR YOL GÖSTERİN<br />
AH ÖLÜM ÖLÜM ÖLEYİM<br />
GÜLİSTANDA GÜLLER SOLDU<br />
YAR SELAMIN GELMEZ OLDU<br />
AH GÜLÜM YANAR YÜREĞİM<br />
<br />
VAY BENİ VAYLAR BENİ<br />
DEMİRLER ERİTİR<br />
YANGINDA KOR YÜREĞİM<br />
<br />
VAY BENİ VAYLAR BENİ<br />
DEMİRLER ERİTİR <br />
YANGINDA KOR YÜREĞİM<br />
<br />
DAĞLAR GEÇİT VERİN<br />
BULUTLAR YOL GÖSTERİN<br />
AH ÖLÜM ÖLÜM ÖLEYİM <br />
GÜLİSTANDA GÜLLER SOLDI<br />
YAR SELAMIN GELMEZ OLDU<br />
AH GÜLÜM YANAR YÜREĞİM.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[YARE SELAM GÖTÜREN<br />
TURNAM VURULDU<br />
NE YAMAN HALLERDEYİM<br />
<br />
YARE SELAM GÖTÜREN<br />
TURNAM VURULDU<br />
NE YAMAN ELLERDEYİM<br />
<br />
DAĞLAR GEÇİT VERİN<br />
BULUTLAR YOL GÖSTERİN<br />
AH ÖLÜM ÖLÜM ÖLEYİM<br />
GÜLİSTANDA GÜLLER SOLDU<br />
YAR SELAMIN GELMEZ OLDU<br />
AH GÜLÜM YANAR YÜREĞİM<br />
<br />
VAY BENİ VAYLAR BENİ<br />
DEMİRLER ERİTİR<br />
YANGINDA KOR YÜREĞİM<br />
<br />
VAY BENİ VAYLAR BENİ<br />
DEMİRLER ERİTİR <br />
YANGINDA KOR YÜREĞİM<br />
<br />
DAĞLAR GEÇİT VERİN<br />
BULUTLAR YOL GÖSTERİN<br />
AH ÖLÜM ÖLÜM ÖLEYİM <br />
GÜLİSTANDA GÜLLER SOLDI<br />
YAR SELAMIN GELMEZ OLDU<br />
AH GÜLÜM YANAR YÜREĞİM.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BEBEKLERİN GÖZ YAŞLARI]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2326</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 10:28:35 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2326</guid>
			<description><![CDATA[Filistin toprağı,<br />
Daha gözlerini açamamaış<br />
Minik bir bebeğin <br />
Gözyaşlarıyla ıslandı.<br />
<br />
Günlerden cumaydı,<br />
Hala savaşiyorlardı,<br />
Nefret fışkırıyordu gözlertinden<br />
Filistin düşmanlarının<br />
Öfkeleri dinmryecek,bitmeyecek miydi?<br />
Neden bu nefret?<br />
Kudüs'ü hak eden belliydi,<br />
o,müberek bir şehirdi.<br />
Bebek katillerİ ,O'nu hak etmez,edemezdi!<br />
<br />
Daha dün bir annE,<br />
Bebeğiyle öldürülmüştü<br />
Gözlerini kan bürümüştü.<br />
<br />
Henüz yürüyen bir bebek,<br />
Dizlerinin üzerine düştü,<br />
Gözlerinden yaş,<br />
Vücudundan kan akıyordu.<br />
<br />
Ama bu karANlIğı,<br />
Bu zifiri karanlığı,<br />
Mü'minlerin gözyaşları<br />
Aydınlatıp yok edecekti.<br />
<br />
İnanmalıydılar,<br />
Çünkü ALLAH(c.c),<br />
Sevgilİsinin ümmetine<br />
Er,geç yardım edecekti...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Filistin toprağı,<br />
Daha gözlerini açamamaış<br />
Minik bir bebeğin <br />
Gözyaşlarıyla ıslandı.<br />
<br />
Günlerden cumaydı,<br />
Hala savaşiyorlardı,<br />
Nefret fışkırıyordu gözlertinden<br />
Filistin düşmanlarının<br />
Öfkeleri dinmryecek,bitmeyecek miydi?<br />
Neden bu nefret?<br />
Kudüs'ü hak eden belliydi,<br />
o,müberek bir şehirdi.<br />
Bebek katillerİ ,O'nu hak etmez,edemezdi!<br />
<br />
Daha dün bir annE,<br />
Bebeğiyle öldürülmüştü<br />
Gözlerini kan bürümüştü.<br />
<br />
Henüz yürüyen bir bebek,<br />
Dizlerinin üzerine düştü,<br />
Gözlerinden yaş,<br />
Vücudundan kan akıyordu.<br />
<br />
Ama bu karANlIğı,<br />
Bu zifiri karanlığı,<br />
Mü'minlerin gözyaşları<br />
Aydınlatıp yok edecekti.<br />
<br />
İnanmalıydılar,<br />
Çünkü ALLAH(c.c),<br />
Sevgilİsinin ümmetine<br />
Er,geç yardım edecekti...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayatınız Bir Roman Olsa İsmi Ne Olurdu?]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2325</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 10:27:18 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2325</guid>
			<description><![CDATA[Eğer sizde yaşadıklarınızı romana çevirmek istesediniz ismi ne olurdu?<br />
<br />
Ben "hasret gülü" koyardım yada "yakarış";)<br />
<br />
Hadi Buyrun Bakalım Sıra Sizde;)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Eğer sizde yaşadıklarınızı romana çevirmek istesediniz ismi ne olurdu?<br />
<br />
Ben "hasret gülü" koyardım yada "yakarış";)<br />
<br />
Hadi Buyrun Bakalım Sıra Sizde;)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sevgililere Olan Vuslat Aşki]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2324</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 09:57:08 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2324</guid>
			<description><![CDATA[Sevgililere Olan Vuslat Aşki <br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
<br />
Bir sevda vardır senede bir hatırladığımız; bir sevda da vardır ki hiç unutamadığımız. <br />
İnsan manevi alemlere her kanatlanışında, günde defalarca kapısını çaldığı, bıkmadan usanmadan uğrunda koştuğu Sevgili&#8230; <br />
O'na yaklaştıkça, deniz suyu içmiş bir çöl yolcusunun suya duyduğu iştiyak gibi, bitmeyen yolculuğun çıldırtıcı vuslat arzusu gibi &#8230; <br />
<br />
Her an O'nu yaşamak ve O'nu anlatmakla geçen bir hayat ve bu Sevgili'ye olan vuslat arzusu tüm mecazi aşkları siliverir bir anda. <br />
<br />
Mevlana'nın dediği gibi &#8216;Hak aşıkları muhabbet deryalarında yüzen balıklara benzer, işte onlar vuslata doymazlar, mecazi olana kanmazlar.' <br />
<br />
Ballar balını buldum neyleyeyim gayrını işte onun yeri bambaşka. Kalbin, ruhun, vicdanın mevcudiyeti o Sevgili'ye bağlı. <br />
O'nun sevgisinden mahrum olmak mecazi aşklara kanmaktır. <br />
<br />
Aşk-ı hakiki ise doyulmayan ve ulaşılamayan bir varlıktır. <br />
Kainat bile O'na olan muhabbet ile ayakta durabilmekte, bu ne gönül ki doymuyor O'na; istiyor her an vuslatı. <br />
<br />
O'na atılan bir adım, O'na yakın olan her bir mekan bir öncesinin binlerce kat fevkindedir. <br />
Koşuyoruz O'nun peşinden, arzumuzdur O'nun cemalini müşahede etmek. <br />
Demiyor mu Sevgili'nin sevgilisi &#8220;bir saatlik Cennet hayatı bin yıllık dünya hayatına bedel, bir anlık O'nun cemalini temaşa etmek bin yıllık cennet hayatına bedel&#8221; <br />
Bu ne büyük bir lezzettir ki, sevgililer sevdalarını terketmişler O'nun için; evlatlarını dünya malını, makamını terketmişler. <br />
Mecnunlar bile O'nu bulunca Leyla'larını unutmuşlar. <br />
<br />
Hakiki aşk odur ki sevgilisi uğruna binlerce sevdiğini terkeder. <br />
Bunun misali ruhta vardır, eğer ki hakiki muhabbet dünya mansıpları olsaydı bırakır mıydı bu bedeni? Ama bırakıyor, neden? <br />
Bir sevgiliyi terketmeden diğerini sevemiyor da ondan. <br />
<br />
Bir de Hakiki Sevgili'ye ulaşmak için Sevgili'nin sevdiğini seveceksin, biz O'nun sevgilisini sevmedikçe O'na olan muhabbetimiz hep yarım olacaktır. <br />
O sevda da gurbete uçup gitti, işte bir başka sevgili gidince gurbete sevenler ağlarlarmış, işte o muhabbet gözyaşları da sevgiliye kalbden onu bağlarmış, her şeyde ifrat olsa da sevgilinin muhabbetinde olmazmış; işte ona olan muhabbetin ifratı, zamanı, mekanı ortadan kaldırırmış. <br />
<br />
Hasrettir şimdilerde o gönüller sevgililer sevgilisine, adeta yağmur yüklü bulut olurlar; en ufak bir his kıvılcımı ile yağmaya başlarlar, bu billur billur olmuş yağmur taneleri vuslat arzusunun ateşini dindiren ızdırap damlalarıdır. <br />
Vuslat arzusu alevleri körükleyen bir kor gibi kalır, ne söner ne diner&#8230; <br />
O öyle bir hicrandır ki, onu ne Mecnun'lar hayatları ile ne de aşıklar besteleri ile anlatabilirler. <br />
Onu ancak ızdıraplı bir gönül, özünden duyguların tercümanı olup billur billur akan gözyaşları anlatır. <br />
<br />
Vuslatın şafağını bekleyenler kalblerinde esen hicran meltemleri ile hep o sayılı günlerin bitmesini beklerler ve ona güllerden besteler yaparlar. <br />
Artık ona olan özlem o kadar yoğunlaşır ki, vuslatın hicran dolu yağmurları yetmez o ateşi söndürmeye.. kutlu doğumlarda emanetinin bir tanesini yüzüne, gözüne sürse de koklasa da doyamaz hiçbir zaman. <br />
<br />
Sevdada hasbi olunca insan, asıl Sevgili sevdiğine kavuşturuverir insanı. <br />
Nasıl bülbülün güle olan hasreti bahara kadardır, insanın da sevgililer sevgilisine olan vuslatın hicran dolu çığlıkları da insanlığın baharına kadardır. <br />
Gülü seven dikenini bilendir. Engel mi olurmuş hiç sevgiliye kavuşmada ızdıraplı yollar? <br />
Olsaydı eğer aşık olur muydu bülbül güle, konar mıydı narin vücudu ile dikene? <br />
<br />
Bir de asıl sevgiliyi bulamayanlar Leyla'yı Mevla zannedip peşinde koşanlar vardır. <br />
Aslında ruh onlarda hep hakiki aşkını arar durur; bulamadıkça aşk-ı hakikiyi, bir dalga misali sürükler durur insanın kalbini tâ ufuklar ötesine yoruluncaya kadar. <br />
İşte orada, kalb de mecazi aşkların yorgunluğunu gidermek ve yaralarını tedavi etmek için, belki de aşk-ı hakikiyi tadar. <br />
Aşk-ı bakiyi tatmayan aşk-ı fanide aradığını bulamaz; fani mahbuplar uhrevi aleme açılan kalbin vuslatın hicran yaralarına hiçbir zaman tiryak olamaz. <br />
<br />
İşte ebedi aşk için yaratılan kalb fani aşk ile doyamaz. <br />
Bunun için her zaman Mecnun Leyla'sının arkasında koşarken her zaman Mevla'sını bulmuş, Kerem de Aslı'sını ararken asıl Sevgili'sini bulmuştur. <br />
Ballar balını buldum kovanım yağma olsun..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sevgililere Olan Vuslat Aşki <br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
<br />
Bir sevda vardır senede bir hatırladığımız; bir sevda da vardır ki hiç unutamadığımız. <br />
İnsan manevi alemlere her kanatlanışında, günde defalarca kapısını çaldığı, bıkmadan usanmadan uğrunda koştuğu Sevgili&#8230; <br />
O'na yaklaştıkça, deniz suyu içmiş bir çöl yolcusunun suya duyduğu iştiyak gibi, bitmeyen yolculuğun çıldırtıcı vuslat arzusu gibi &#8230; <br />
<br />
Her an O'nu yaşamak ve O'nu anlatmakla geçen bir hayat ve bu Sevgili'ye olan vuslat arzusu tüm mecazi aşkları siliverir bir anda. <br />
<br />
Mevlana'nın dediği gibi &#8216;Hak aşıkları muhabbet deryalarında yüzen balıklara benzer, işte onlar vuslata doymazlar, mecazi olana kanmazlar.' <br />
<br />
Ballar balını buldum neyleyeyim gayrını işte onun yeri bambaşka. Kalbin, ruhun, vicdanın mevcudiyeti o Sevgili'ye bağlı. <br />
O'nun sevgisinden mahrum olmak mecazi aşklara kanmaktır. <br />
<br />
Aşk-ı hakiki ise doyulmayan ve ulaşılamayan bir varlıktır. <br />
Kainat bile O'na olan muhabbet ile ayakta durabilmekte, bu ne gönül ki doymuyor O'na; istiyor her an vuslatı. <br />
<br />
O'na atılan bir adım, O'na yakın olan her bir mekan bir öncesinin binlerce kat fevkindedir. <br />
Koşuyoruz O'nun peşinden, arzumuzdur O'nun cemalini müşahede etmek. <br />
Demiyor mu Sevgili'nin sevgilisi &#8220;bir saatlik Cennet hayatı bin yıllık dünya hayatına bedel, bir anlık O'nun cemalini temaşa etmek bin yıllık cennet hayatına bedel&#8221; <br />
Bu ne büyük bir lezzettir ki, sevgililer sevdalarını terketmişler O'nun için; evlatlarını dünya malını, makamını terketmişler. <br />
Mecnunlar bile O'nu bulunca Leyla'larını unutmuşlar. <br />
<br />
Hakiki aşk odur ki sevgilisi uğruna binlerce sevdiğini terkeder. <br />
Bunun misali ruhta vardır, eğer ki hakiki muhabbet dünya mansıpları olsaydı bırakır mıydı bu bedeni? Ama bırakıyor, neden? <br />
Bir sevgiliyi terketmeden diğerini sevemiyor da ondan. <br />
<br />
Bir de Hakiki Sevgili'ye ulaşmak için Sevgili'nin sevdiğini seveceksin, biz O'nun sevgilisini sevmedikçe O'na olan muhabbetimiz hep yarım olacaktır. <br />
O sevda da gurbete uçup gitti, işte bir başka sevgili gidince gurbete sevenler ağlarlarmış, işte o muhabbet gözyaşları da sevgiliye kalbden onu bağlarmış, her şeyde ifrat olsa da sevgilinin muhabbetinde olmazmış; işte ona olan muhabbetin ifratı, zamanı, mekanı ortadan kaldırırmış. <br />
<br />
Hasrettir şimdilerde o gönüller sevgililer sevgilisine, adeta yağmur yüklü bulut olurlar; en ufak bir his kıvılcımı ile yağmaya başlarlar, bu billur billur olmuş yağmur taneleri vuslat arzusunun ateşini dindiren ızdırap damlalarıdır. <br />
Vuslat arzusu alevleri körükleyen bir kor gibi kalır, ne söner ne diner&#8230; <br />
O öyle bir hicrandır ki, onu ne Mecnun'lar hayatları ile ne de aşıklar besteleri ile anlatabilirler. <br />
Onu ancak ızdıraplı bir gönül, özünden duyguların tercümanı olup billur billur akan gözyaşları anlatır. <br />
<br />
Vuslatın şafağını bekleyenler kalblerinde esen hicran meltemleri ile hep o sayılı günlerin bitmesini beklerler ve ona güllerden besteler yaparlar. <br />
Artık ona olan özlem o kadar yoğunlaşır ki, vuslatın hicran dolu yağmurları yetmez o ateşi söndürmeye.. kutlu doğumlarda emanetinin bir tanesini yüzüne, gözüne sürse de koklasa da doyamaz hiçbir zaman. <br />
<br />
Sevdada hasbi olunca insan, asıl Sevgili sevdiğine kavuşturuverir insanı. <br />
Nasıl bülbülün güle olan hasreti bahara kadardır, insanın da sevgililer sevgilisine olan vuslatın hicran dolu çığlıkları da insanlığın baharına kadardır. <br />
Gülü seven dikenini bilendir. Engel mi olurmuş hiç sevgiliye kavuşmada ızdıraplı yollar? <br />
Olsaydı eğer aşık olur muydu bülbül güle, konar mıydı narin vücudu ile dikene? <br />
<br />
Bir de asıl sevgiliyi bulamayanlar Leyla'yı Mevla zannedip peşinde koşanlar vardır. <br />
Aslında ruh onlarda hep hakiki aşkını arar durur; bulamadıkça aşk-ı hakikiyi, bir dalga misali sürükler durur insanın kalbini tâ ufuklar ötesine yoruluncaya kadar. <br />
İşte orada, kalb de mecazi aşkların yorgunluğunu gidermek ve yaralarını tedavi etmek için, belki de aşk-ı hakikiyi tadar. <br />
Aşk-ı bakiyi tatmayan aşk-ı fanide aradığını bulamaz; fani mahbuplar uhrevi aleme açılan kalbin vuslatın hicran yaralarına hiçbir zaman tiryak olamaz. <br />
<br />
İşte ebedi aşk için yaratılan kalb fani aşk ile doyamaz. <br />
Bunun için her zaman Mecnun Leyla'sının arkasında koşarken her zaman Mevla'sını bulmuş, Kerem de Aslı'sını ararken asıl Sevgili'sini bulmuştur. <br />
Ballar balını buldum kovanım yağma olsun..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[www.sevdadedik.com]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2323</link>
			<pubDate>Wed, 02 Jul 2008 03:15:59 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2323</guid>
			<description><![CDATA["sevda dedik var olduk... sevda dedik yok olduk...<br />
varlıkla yokluk arasında biz her dem sevda dedik..."<br />
<br />
Siz de ille de "sevda" diyorsanız buyrun gelin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["sevda dedik var olduk... sevda dedik yok olduk...<br />
varlıkla yokluk arasında biz her dem sevda dedik..."<br />
<br />
Siz de ille de "sevda" diyorsanız buyrun gelin...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[sonunda biyolojiyide bu konuya alet ettiler]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2322</link>
			<pubDate>Tue, 01 Jul 2008 21:25:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2322</guid>
			<description><![CDATA[Bir kız sevdim BİYOLOG'sun dediler kız vermediler .. bende aldım elime sazı vurdum teline teline <br />
<br />
Bir karasal habitatta rastladım sana<br />
Mutasyona uğramış kromozomlara döndürdün beni<br />
Sevgilim senden ayrı gezeli<br />
Yapamıyorum ATP sentezi<br />
<br />
Grus gruslarla<br />
Haber yollasam sana<br />
Senin yaptıklarını inan<br />
Staphylococlar bile yapamaz bana<br />
<br />
Adını kazıdığım pinus nigrada<br />
Bırak alginik kuşakta kalsın<br />
Sen yalnız hipotolamusumda değil<br />
Sol ventriculusumdan pompalanan kanımda bile varsın<br />
<br />
Bir gün seni unutursam eğer<br />
İçim litik enzimlerle dolsun<br />
Seni benden ayıran<br />
Urasilini kaybetmiş RNA gibi olsun<br />
<br />
Sen ve Ben<br />
Bir ekosistemde yalnız ikimiz<br />
Ne olusa olsun seveceğim seni<br />
İster homo sapiens ister homo hobilis ol<br />
                                                         alıntıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir kız sevdim BİYOLOG'sun dediler kız vermediler .. bende aldım elime sazı vurdum teline teline <br />
<br />
Bir karasal habitatta rastladım sana<br />
Mutasyona uğramış kromozomlara döndürdün beni<br />
Sevgilim senden ayrı gezeli<br />
Yapamıyorum ATP sentezi<br />
<br />
Grus gruslarla<br />
Haber yollasam sana<br />
Senin yaptıklarını inan<br />
Staphylococlar bile yapamaz bana<br />
<br />
Adını kazıdığım pinus nigrada<br />
Bırak alginik kuşakta kalsın<br />
Sen yalnız hipotolamusumda değil<br />
Sol ventriculusumdan pompalanan kanımda bile varsın<br />
<br />
Bir gün seni unutursam eğer<br />
İçim litik enzimlerle dolsun<br />
Seni benden ayıran<br />
Urasilini kaybetmiş RNA gibi olsun<br />
<br />
Sen ve Ben<br />
Bir ekosistemde yalnız ikimiz<br />
Ne olusa olsun seveceğim seni<br />
İster homo sapiens ister homo hobilis ol<br />
                                                         alıntıdır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Siteye giriş veya çıkış sorunu yaşıyorum diyenler?!]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2320</link>
			<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 00:28:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2320</guid>
			<description><![CDATA[Sorununuz %98 ihtimalle tarayıcınızdan kaynaklı,sizlere dünyaca ünlü Mozilla Firefox tarayıcıyı öneriyorum,Mozilla Firefox'u aşağıdan indirebilirsiniz...<br />
<br />
http://www.esrefziyafan.com/firefox.html]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sorununuz %98 ihtimalle tarayıcınızdan kaynaklı,sizlere dünyaca ünlü Mozilla Firefox tarayıcıyı öneriyorum,Mozilla Firefox'u aşağıdan indirebilirsiniz...<br />
<br />
http://www.esrefziyafan.com/firefox.html]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yepyeni ve güpgüzel sitemizle geldik...]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2319</link>
			<pubDate>Fri, 27 Jun 2008 21:17:00 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2319</guid>
			<description><![CDATA[Artık beğenmedim diyen olmaz sanırım,butonlar türkçeleştirilecek bazı değişiklikler ve sorunlar giderilecek...<br />
<br />
Sonrasında devam,nasıl bulduğunuzu eklenmesi ve çıkarılması gerekenleri yazarsanız mutlu olurum..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Artık beğenmedim diyen olmaz sanırım,butonlar türkçeleştirilecek bazı değişiklikler ve sorunlar giderilecek...<br />
<br />
Sonrasında devam,nasıl bulduğunuzu eklenmesi ve çıkarılması gerekenleri yazarsanız mutlu olurum..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kıssadan hisse]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2318</link>
			<pubDate>Fri, 27 Jun 2008 18:27:55 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2318</guid>
			<description><![CDATA[SULTANIN KARŞISINDA İKEN <br />
<br />
*Birgün İslâm âlimlerinden Ali Dekkak hazretlerine sordular: <br />
-Namazda iken, sinek kovalayan kimse için ne dersiniz? <br />
-Allahü teâlânın huzurundaki edep, Ayaz adındaki bir Türkün, Sultan Mahmud-i Gaznevi'nin yanındakinden az olmamalıdır. Şöyle anlatırlar: <br />
''Ayaz isminde bir genç, bir gün Sultan Mahmud-i Gaznevi'nin resmi hizmetinde bulunurken, aniden ayakkabısının burnunu salladı. Sultan, Ayaz'ın bu haline şaştı. O zamana kadar kendisinden hiçbir zaman edepsizlik görmemişti. Sultan firasetle, Ayaz'ın bir özrü olduğunu anladı.Memurlarından birisine Ayaz'ı takip edip, durumu incelemesini emretti. Sultanın adamı, Ayaz'ı takip etti.Ayaz bir köşeye çekilip, ayakkabısını çıkardı.İçinden bir akrep düştü. Ayaz,ayakkabısıyla akrebi ezerek,' <br />
- Bugün, bana Sultanın huzurunda edebimi bozdurdun. Bugüne kadar sultanın huzurunda bir edepsizliğim görülmemiştir'' diyordu. Memur, durumu Sultan'a arz etti. Ayaz geri dönünce Sultan: <br />
-Ey Ayaz! Bugün niçin edepsizlik yaptın? Ayağını hareket ettirdin, durdun? dedi. Ayaz özür diler bir eda ile cevap verdi: <br />
- 'Kabahat işlemek hizmetçilerin, kölelerin işindendir.Affetmek ise, sultanların şânındandır''. <br />
-Akrep hikayeniz bize ulaştı, deyince: <br />
-Madem ki, haberiniz oldu anlatayım: Sizin saltanat ni'metlerimize kavuşmuş biriyim .Akrep yedi defa ayağımı soktu, dayandım. Ayağımı oynatmadım. Sekizincisinde takadım kalmadı. Ayağımın ucunu yerden kaldırdım. <br />
Ey kardeşim, iyi dikkat et! Bir sultanın yanında, kölenin, hizmetçinin gösterdiği edebe bak! Bir de makamların en yükseği olan Allahü teâlânın huzurunda ibâdet hâlinde olanların ne edepsizlikler ettiklerini, onlardan ne cüretkâr işler meydana geldiğine bir bak! O zaman, bu ibâdetlerimizden utanmamız gerektiğini hattâ ömür boyu hâyâ sebebi ile başımızı kaldırmamamız lâzım olduğunu anlarsın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SULTANIN KARŞISINDA İKEN <br />
<br />
*Birgün İslâm âlimlerinden Ali Dekkak hazretlerine sordular: <br />
-Namazda iken, sinek kovalayan kimse için ne dersiniz? <br />
-Allahü teâlânın huzurundaki edep, Ayaz adındaki bir Türkün, Sultan Mahmud-i Gaznevi'nin yanındakinden az olmamalıdır. Şöyle anlatırlar: <br />
''Ayaz isminde bir genç, bir gün Sultan Mahmud-i Gaznevi'nin resmi hizmetinde bulunurken, aniden ayakkabısının burnunu salladı. Sultan, Ayaz'ın bu haline şaştı. O zamana kadar kendisinden hiçbir zaman edepsizlik görmemişti. Sultan firasetle, Ayaz'ın bir özrü olduğunu anladı.Memurlarından birisine Ayaz'ı takip edip, durumu incelemesini emretti. Sultanın adamı, Ayaz'ı takip etti.Ayaz bir köşeye çekilip, ayakkabısını çıkardı.İçinden bir akrep düştü. Ayaz,ayakkabısıyla akrebi ezerek,' <br />
- Bugün, bana Sultanın huzurunda edebimi bozdurdun. Bugüne kadar sultanın huzurunda bir edepsizliğim görülmemiştir'' diyordu. Memur, durumu Sultan'a arz etti. Ayaz geri dönünce Sultan: <br />
-Ey Ayaz! Bugün niçin edepsizlik yaptın? Ayağını hareket ettirdin, durdun? dedi. Ayaz özür diler bir eda ile cevap verdi: <br />
- 'Kabahat işlemek hizmetçilerin, kölelerin işindendir.Affetmek ise, sultanların şânındandır''. <br />
-Akrep hikayeniz bize ulaştı, deyince: <br />
-Madem ki, haberiniz oldu anlatayım: Sizin saltanat ni'metlerimize kavuşmuş biriyim .Akrep yedi defa ayağımı soktu, dayandım. Ayağımı oynatmadım. Sekizincisinde takadım kalmadı. Ayağımın ucunu yerden kaldırdım. <br />
Ey kardeşim, iyi dikkat et! Bir sultanın yanında, kölenin, hizmetçinin gösterdiği edebe bak! Bir de makamların en yükseği olan Allahü teâlânın huzurunda ibâdet hâlinde olanların ne edepsizlikler ettiklerini, onlardan ne cüretkâr işler meydana geldiğine bir bak! O zaman, bu ibâdetlerimizden utanmamız gerektiğini hattâ ömür boyu hâyâ sebebi ile başımızı kaldırmamamız lâzım olduğunu anlarsın.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Seni SEVDİĞİMİ bir gün anlarsın ::: Yusuf öcalan şiir klip..]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2317</link>
			<pubDate>Fri, 27 Jun 2008 16:17:42 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2317</guid>
			<description><![CDATA[:::: sevmek neymiş bir gün anlarsın ::::<br />
<br />
dınlerken mumkunse başka bır işle meşgul olmayın soluksuz  dinleyın ...<br />
<br />
http://www.umutfm.com/izle.php?id=19467  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[:::: sevmek neymiş bir gün anlarsın ::::<br />
<br />
dınlerken mumkunse başka bır işle meşgul olmayın soluksuz  dinleyın ...<br />
<br />
http://www.umutfm.com/izle.php?id=19467  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kahraman tazeoğlu ve ahmet selim]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2316</link>
			<pubDate>Thu, 26 Jun 2008 23:50:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2316</guid>
			<description><![CDATA[aşka, rüzgara ,ayrılığa ,zamana EYVALLAH..<br />
araz şiiri ve yalan..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[aşka, rüzgara ,ayrılığa ,zamana EYVALLAH..<br />
araz şiiri ve yalan..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Filistin'de yürek tutulması]]></title>
			<link>http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2315</link>
			<pubDate>Thu, 26 Jun 2008 23:17:57 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.esrefziyafan.com/showthread.php?tid=2315</guid>
			<description><![CDATA[ <br />
Beyaz bir gecede esmer bir yıldızım şimdi. Kaşla göz arası bir ay ışığı kadar sıcak. Küçük kızın yüreği darağacında tutsak. Sanki dokunsam uçacak. Susma küçük kız! Daha eteğine kuşlar konacak. Kıskandırma geceyi.<br />
<br />
13/06/2008<br />
<br />
<br />
"Yağmuru dök gözyaşıma, bulutlar incinmesin&#8230;&#8221;<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Gelemedim ey çocuk! Gelemedim, sesine yürek değdiremedim. Yine yağmuru dinledim ama hani olur ya belki yârdan bir haber salmıştır diye toprağıma.<br />
<br />
 <br />
<br />
Söz uçmaz, kalem geçmez bir şiirin ortasındayım şimdi.  Tam susuşların sahnede olduğu,  yüzümü kör avluda dilsiz bir inlemeye iten o siyahın. Vicdan vicdan diye haykıran gözlerinin ablukasında, kaldım. Kırıldım. Tuz buz oldu ellerim. Dokunamadım saçlarına küçük kız!...<br />
<br />
 <br />
<br />
Kelimeler ceplerimde yürüyorum. Kıyamet konulu bir gök altında, yürüyüşümü tetikliyor bir ses. Sese yürek kesiliyorum. Apansız bir çığlık oluyor gözlerim birden. Bir çocuğun duygularını masaya yatırıyorum yüreğimin mahkemesinde.  Derken&#8230; Karanlık yine geceyi ve şehri büsbütün kucaklıyor. Küçük kız yine saçlarını geceye salmış, dudaklarına hüzün perdeli bir türkü tutturmuş, defterine kaderini işleme zahmetine katlanıyor. Yüreğinden esen bir hasret meltemi tek tek döküyor yapraklarını, beyaz sayfalar kılığına girmiş toprağına. Ta ki hoyrat bir füze toprakla yüz-göz olana dek.  Havsalasına yürek ikizi geliyor birden. Dokuz ay damarlarında akan, sonra sol yanını bir tükenmişliğe kötürüm kılan ve ölümle yer değiştiren yürek ikizi. Bir damla vefa bırakıyor gözlerinden aşağı, düştüğü yerde bir gül peydah oluyor. Ve o gece gülün sûret-i ahvalinde asılı kalıyor.  Ben bir dikene dokunuyorum, bir güle.  Bir kana bulanıyorum, bir tütsüye. Bir çöle düşüyor yolum, bir zemheriye. Zıtlıklar ülkesinde gergef dokuyorum.<br />
<br />
 <br />
<br />
Geceden alacaklıyım diyor küçük kız&#8230;<br />
<br />
Saçımın okşanmayan her teli için, gölgemi bulutlara salacak kadar hem de!...<br />
<br />
 <br />
<br />
Gözlerinin siyahı geceyi ve sokağı işgal ediyor. Bir bakışı yeryüzüne yıldızları râm eylemeye yetiyor. Ben bakmaya korkuyorum. Belki de utanıyorum. Taşladığım yıldızların üzerine düşmüş olması ihtimalinden. Karanlığa karışıyorum. Ama karanlığı bile karıştırıyorum. Küçük kızın yüzünde aylakça geziniyorum. Görüyorum. Şehir yüzüne vurmuş, belki de şehir yüzünden ibaret. Belki de yeryüzü bütün asaletini bu yüzden almış. O gülünce bahar geliyor, kuşlar gözlerine koşuyor. O gülünce sözcükler yüzünün iskelesine şiir taşıyor. Kıskanıyor kalem bile. Ufkuna ulaşamıyor hiçbir kelime. Küçük kız şehre bir gül ekiyor o gece. Siyahî bir fidan. Yalnızlık ninnileri söylüyor ona. Birde usanmadan kanıyor. Ki biliyor, ona rengini verecek tek şeyin kurak gönlünde beslediği yağmurlar olduğunu. Ve biliyor. Bu gülünde bir gün birinin gözlerinde mutlaka solacağını.<br />
<br />
 <br />
<br />
Güneşten alacaklıyım diyor küçük kız&#8230;<br />
<br />
Ebem kuşağına düşüremediğim her bakışım için, yedi kez ölecek kadar hem de!...<br />
<br />
 <br />
<br />
Beyaz bir gecede esmer bir yıldızım şimdi. Kaşla göz arası bir ay ışığı kadar sıcak. Küçük kızın yüreği darağacında tutsak. Sanki dokunsam uçacak. Susma küçük kız! Daha eteğine kuşlar konacak. Kıskandırma geceyi. Daha denizler yüzünde dem bulacak. Ben satın aldım bak, doğduğun gün seni öldüren heceyi. Kıskandırma taş kalbime düşeni. Düşüreni görünce izbeler ardı olduğum gölgeni. Beni beyaz sayfaların kara lekesi kılan, sözle köz arası bir ateş kadar tutsağım sana.  Onca laf yığını arasından, nereye çıkar ki bu ağıtın sonu. Söylesene? Aynı bulutun yağmurunda mı ıslandık seninle. Ondan mı her rüzgârda ağlayışımız. Ondan mı gözümüze kaçan tozlar. Sen, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı! Sabahı olmayan gecelerinin mürekkebine bulanınca kalbim, sana yazmanın zorluğu dile geliyor kalemde. Yapamıyorum. Kelimeye her hali giydiren el, sana baktıkça tereddüde yol veriyor. Çekiliyor mürekkep, denizlerin suyu gibi. Çünkü anlıyor çöl yağmuru olmak her bulutun harcı değil. İsmin mecnun halini giyiniveren kelime, iş çöle gelince Kays oluyor nedense.<br />
<br />
 <br />
<br />
Sen ki, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı!<br />
<br />
Bil ki bahara yenilmedim ben. Bakma gözlerimin sarısına. Yalnız yapraklara vermedin rengini giderken, sözlerde sapsarı kesildi sen elveda derken. Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar. Galiba yanlış kıyıya vurdum, denizim olur musun rıhtımsız. Ve galiba yanlış öyküdeyim, beni yeniden yaz küçük kız. Bu masalın ağırlığı benim yüzümden. Çünkü bütün noktalama işaretlerini üzerimde taşıyorum. En çok ta üç noktadan başlıyorum söze. Sana vereceğim ahitlerime üst üste iki nokta koyuyorum. Dualarıma virgüller sıralıyorum ki hiç sonu gelmesin. Haykırışların çelme takıyor bana. Düşüyorum. Bu şehirde her yer ünlem dolu. Bende şaşıyorum aklımı. Ve anlıyorum neden bakışların hep soru işareti nakışlı? Gözlerime kara sular indi artık. İyisi mi sen üç noktamı geri ver bana. Yolumu kaybettim ben bu masalda&#8230;<br />
<br />
 <br />
<br />
Sesin Rabbi&#8217;ne andolsun ki,<br />
<br />
Artık en sessiz yanımdan ağlıyorum sana küçük kız, en çığlık yanımdan vurulmuşken!<br />
<br />
(ayvakti dergisi...)<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <br />
Beyaz bir gecede esmer bir yıldızım şimdi. Kaşla göz arası bir ay ışığı kadar sıcak. Küçük kızın yüreği darağacında tutsak. Sanki dokunsam uçacak. Susma küçük kız! Daha eteğine kuşlar konacak. Kıskandırma geceyi.<br />
<br />
13/06/2008<br />
<br />
<br />
"Yağmuru dök gözyaşıma, bulutlar incinmesin&#8230;&#8221;<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Gelemedim ey çocuk! Gelemedim, sesine yürek değdiremedim. Yine yağmuru dinledim ama hani olur ya belki yârdan bir haber salmıştır diye toprağıma.<br />
<br />
 <br />
<br />
Söz uçmaz, kalem geçmez bir şiirin ortasındayım şimdi.  Tam susuşların sahnede olduğu,  yüzümü kör avluda dilsiz bir inlemeye iten o siyahın. Vicdan vicdan diye haykıran gözlerinin ablukasında, kaldım. Kırıldım. Tuz buz oldu ellerim. Dokunamadım saçlarına küçük kız!...<br />
<br />
 <br />
<br />
Kelimeler ceplerimde yürüyorum. Kıyamet konulu bir gök altında, yürüyüşümü tetikliyor bir ses. Sese yürek kesiliyorum. Apansız bir çığlık oluyor gözlerim birden. Bir çocuğun duygularını masaya yatırıyorum yüreğimin mahkemesinde.  Derken&#8230; Karanlık yine geceyi ve şehri büsbütün kucaklıyor. Küçük kız yine saçlarını geceye salmış, dudaklarına hüzün perdeli bir türkü tutturmuş, defterine kaderini işleme zahmetine katlanıyor. Yüreğinden esen bir hasret meltemi tek tek döküyor yapraklarını, beyaz sayfalar kılığına girmiş toprağına. Ta ki hoyrat bir füze toprakla yüz-göz olana dek.  Havsalasına yürek ikizi geliyor birden. Dokuz ay damarlarında akan, sonra sol yanını bir tükenmişliğe kötürüm kılan ve ölümle yer değiştiren yürek ikizi. Bir damla vefa bırakıyor gözlerinden aşağı, düştüğü yerde bir gül peydah oluyor. Ve o gece gülün sûret-i ahvalinde asılı kalıyor.  Ben bir dikene dokunuyorum, bir güle.  Bir kana bulanıyorum, bir tütsüye. Bir çöle düşüyor yolum, bir zemheriye. Zıtlıklar ülkesinde gergef dokuyorum.<br />
<br />
 <br />
<br />
Geceden alacaklıyım diyor küçük kız&#8230;<br />
<br />
Saçımın okşanmayan her teli için, gölgemi bulutlara salacak kadar hem de!...<br />
<br />
 <br />
<br />
Gözlerinin siyahı geceyi ve sokağı işgal ediyor. Bir bakışı yeryüzüne yıldızları râm eylemeye yetiyor. Ben bakmaya korkuyorum. Belki de utanıyorum. Taşladığım yıldızların üzerine düşmüş olması ihtimalinden. Karanlığa karışıyorum. Ama karanlığı bile karıştırıyorum. Küçük kızın yüzünde aylakça geziniyorum. Görüyorum. Şehir yüzüne vurmuş, belki de şehir yüzünden ibaret. Belki de yeryüzü bütün asaletini bu yüzden almış. O gülünce bahar geliyor, kuşlar gözlerine koşuyor. O gülünce sözcükler yüzünün iskelesine şiir taşıyor. Kıskanıyor kalem bile. Ufkuna ulaşamıyor hiçbir kelime. Küçük kız şehre bir gül ekiyor o gece. Siyahî bir fidan. Yalnızlık ninnileri söylüyor ona. Birde usanmadan kanıyor. Ki biliyor, ona rengini verecek tek şeyin kurak gönlünde beslediği yağmurlar olduğunu. Ve biliyor. Bu gülünde bir gün birinin gözlerinde mutlaka solacağını.<br />
<br />
 <br />
<br />
Güneşten alacaklıyım diyor küçük kız&#8230;<br />
<br />
Ebem kuşağına düşüremediğim her bakışım için, yedi kez ölecek kadar hem de!...<br />
<br />
 <br />
<br />
Beyaz bir gecede esmer bir yıldızım şimdi. Kaşla göz arası bir ay ışığı kadar sıcak. Küçük kızın yüreği darağacında tutsak. Sanki dokunsam uçacak. Susma küçük kız! Daha eteğine kuşlar konacak. Kıskandırma geceyi. Daha denizler yüzünde dem bulacak. Ben satın aldım bak, doğduğun gün seni öldüren heceyi. Kıskandırma taş kalbime düşeni. Düşüreni görünce izbeler ardı olduğum gölgeni. Beni beyaz sayfaların kara lekesi kılan, sözle köz arası bir ateş kadar tutsağım sana.  Onca laf yığını arasından, nereye çıkar ki bu ağıtın sonu. Söylesene? Aynı bulutun yağmurunda mı ıslandık seninle. Ondan mı her rüzgârda ağlayışımız. Ondan mı gözümüze kaçan tozlar. Sen, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı! Sabahı olmayan gecelerinin mürekkebine bulanınca kalbim, sana yazmanın zorluğu dile geliyor kalemde. Yapamıyorum. Kelimeye her hali giydiren el, sana baktıkça tereddüde yol veriyor. Çekiliyor mürekkep, denizlerin suyu gibi. Çünkü anlıyor çöl yağmuru olmak her bulutun harcı değil. İsmin mecnun halini giyiniveren kelime, iş çöle gelince Kays oluyor nedense.<br />
<br />
 <br />
<br />
Sen ki, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı!<br />
<br />
Bil ki bahara yenilmedim ben. Bakma gözlerimin sarısına. Yalnız yapraklara vermedin rengini giderken, sözlerde sapsarı kesildi sen elveda derken. Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar. Galiba yanlış kıyıya vurdum, denizim olur musun rıhtımsız. Ve galiba yanlış öyküdeyim, beni yeniden yaz küçük kız. Bu masalın ağırlığı benim yüzümden. Çünkü bütün noktalama işaretlerini üzerimde taşıyorum. En çok ta üç noktadan başlıyorum söze. Sana vereceğim ahitlerime üst üste iki nokta koyuyorum. Dualarıma virgüller sıralıyorum ki hiç sonu gelmesin. Haykırışların çelme takıyor bana. Düşüyorum. Bu şehirde her yer ünlem dolu. Bende şaşıyorum aklımı. Ve anlıyorum neden bakışların hep soru işareti nakışlı? Gözlerime kara sular indi artık. İyisi mi sen üç noktamı geri ver bana. Yolumu kaybettim ben bu masalda&#8230;<br />
<br />
 <br />
<br />
Sesin Rabbi&#8217;ne andolsun ki,<br />
<br />
Artık en sessiz yanımdan ağlıyorum sana küçük kız, en çığlık yanımdan vurulmuşken!<br />
<br />
(ayvakti dergisi...)<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>